Her şeyiyle bu kent bana yabancı
Zaman tünelinden geçmiş gibiyim.
Sokaklar yabancı, yüzler yabancı,
Sanki başka ile göçmüş gibiyim.
İnsanlar yaşlanmış çevre de öyle
Uçup bulutlara ulaşıyorsun,
Her uçan göklerin kuşu değildir.
Kibir dağlarında dolaşıyorsun
İnsan yüksek dağın eşi değildir.
Kasılıp kimsenin kalbini kırma
Baharı olmayan iklim gibidir
Gençliği sevdasız geçip gitse de,
Sevdanın sembolü gül'e tabidir
Güle konan bülbül uçup gitse de.
Ömrün güzel vakti, gençlik çağıdır
Yaşıyorum sanma insan
Zannedenler göçüp gitti.
Herbir dala konup kalkan
Yaban kuştur uçup gitti.
Sen sanırsın bende varım
Fırsat bu fırsattır yalayıp yutan
Doyuma karşılık suçuverecek.
Uzattığın eli sıkıca tutan
Dalgınlık anında kaçıverecek.
Bu gün güçlü görüp yüzüne gülen
Uykuyla korkudan kaçacak olsak
Düşlere gizlenmiş kâbuslar vardır.
Hayalle yüksekten uçacak olsak
Yukarda yırtıcı baykuşlar vardır.
Üstüne üstüne gitsem korkunun
Halk yoruldu sürtüşmekten
Bir ferahlık umar olur
Hem de bıktı tartışmaktan
Yorgun gözü yumar olur.
Bizden diye gaz vermeyin
Birikti, yığıldı harcanan zaman
Bir değeri var mı, yoksa israf mı?
Tatlı anı çok az, gerisi güman
Anılar gümanlar hepsi masraf mı?
Ruhun daralınca tut nefesini
Aklımı koyunca pantol cebine,
Akıllının biri güdecek elbet.
Şöförlük bilmeden girdim kabine
Sandım araç kendi gidecek elbet.
Tembel tarafımı buldular benim
Sermayesi zaman olan ömürün
Harcaması kolay oluyor neden?
Altın'a göre de kara demirin
Bu özeli kadük kalıyor neden?
Eyşanın doğası, gereği bu mu?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!