Ölüm çok komik bu günlerde,
dertten-çileden boşanırcasına,
gökyüzüne yelken açarcasına.
Binlercesi rotasını çizer;
denizinde tabut yüzen,
bulutlarında yarasalar asılı,
Kepenkler indimi geceye
Kan damlar sazımın teline
Dipsizliğe giden ses şaşkın
Keşmekeş ve kıygın
İşitiyor musun?
Bıçaklar bileniyor dağlarda
Yokluktan gelen,
şaşkın ve telaşlı canıyla,
toprağı alt-üst ederdi,
kimsesizdi derbeder.
Çapası elinde,
çıplak ayakları toprakta,
Affet beni çocuğum
bir şey bırakamadım sana
tanımadığım insanlardan
''Umut'' koyduğum adından
ve kundak niyetine sarıldığın
şu terli çamaşırlarımdan başka.
Duraksarsın günbatımı kızıllığında,
yaprağını döker ömrün her bir yarında,
ve bir sonbahar sabahı,
güneşi göremez gözlerin yatakta.
Bilki sonbahar kıştır ertesi güne,
titreyecek boşluğun bile kalmaz,
Atıp durur bir köşecikte,
bir ömür taşır senin için,
durmadan dinlenmeden.
Koskoca sevdanın yükünü,
ayak parmaklarıma kadar savururken,
daha ne bekleyebilirim ki,
Turşusunu kurduk kelimelerin
Politikçe evelemeye gevelemeye
Yoktu onda sık dokuma ince eleme
Evet derdi kulak asmaksızın herşeye
Bir gün yine evet dedi
Ömrünce çenesini dinledi hergele.
Dağlar ne kadar yüksek olursa
O kadar soğuk olur
Sen en yükseğine uçtun kanatlanıp.
Bazen bir özgürlük türküsü
Bazen bir ağıt oldu soluğun
İnsanın düşündüğü
Hayvanın gördüğüdür
Gerçekte hayat
İnsan düşündüğünü göremiyorsa hayatta
Geriye hiç bir şey kalmıyor
Hayvanca yaşamaktan başka
Hediyedir dostumdan bana
Şu çiçekli kültabla
Hatırlayacakmışım kullandıkça
Nasıl kullanırım onu
Ha içinde izmarit ezmişim
Ha dostuma küfretmişim.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!