Hülya
Ölsem de istemem hiç, o ayan yüzün solsun,
Senin parlayan nurun, dünyaya ışık gibi.
Hülya sırlar içinde, açılmamış tek sırrım,
Bu karanlık kabirde, bana kalan nur gibi.
Ben bu Hülya’yı diri diri kalbime gömdüm,
Kuşlar kanat çırparak fısıldar Hülya gibi.
Kalbim kendime mezar, sen rahat yaşa diye.
Düştüm dipsiz kuyuya, çıkamam Yusuf gibi.
Baktığım her güzellik ya aydı ya Hülya'ydı,
Herkes sevmiş bir Hülya, bana kalmadı gibi.
Sormadım adını hiç, adın sende sır kaldı,
Herkes kendi derdinde, hasretim vatan gibi.
Onu ilk gördüğümde vuruldum sanki okla,
Bir bakışına gizli destanlar yazdım durdum.
Duvar yazılarında yazan o dilsiz Hülya,
Ben yazmadım adını, herkes sevmiş bir Hülya.
Küllerim savrulsa da diri diri oldum mezar,
Sanma ki bu fırtına sadece ruha zarar.
İsmini sayıkladım, geceler sabah oldu,
Pembe düşler içinde gizemli adı kaldı.
Hülya kalbimin içinde açılmamış tek sır,
Bu sessiz sevda çöker üstüme, bir çığ gibi.
Düşümden çıkmaz Hülya, rüyamda yine Hülya,
Pembe düşlerim içinde, solmayan gül gibi.
Kayıt Tarihi : 15.07.2026 22:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
ADINI HÜLYA KOYDUM Kalabalığın ortasında gördü onu. Kızın gözleri öyle parıldıyor, yüzü öyle candan gülüyordu ki... Ama o aydınlık adama ait değildi; kız sahipliydi ve çok mutluydu. Sıradan bir adam bencilce o huzuru bulandırırdı. Ama o, sadece durdu ve izledi. O parıltıyı bozmamak, o temiz mutluluğa en ufak bir gölge düşürmemek için derin bir saygıyla bir adım geri çekildi. Adını bile sormadı. Ona kendi içinde "Hülya" ismini verdi. Sırf o kız kendi dünyasında lekesiz ve rahat yaşasın diye, adam bu imkansız aşkı bizzat kendi kalbine gömdü; göğsünü ona mezar, kendini o kuyuya mahkum etti. Kız kendi aydınlığında yürüyüp gitti; adam ise o karanlık kabirde, Hülya'sından kalan o tek parça nurla sonsuza dek dilsiz kaldı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!