"İlk döşekte başlamıştı bizim hikâyemiz Gamalı... Bana 'Börte' derken o adın heybeti hoşuna gitmişti ama sen ne o makamın ağırlığını taşıyabildin, ne de Tanrı Dağı’na verdiğin kutsal sözün arkasında durabildin.
Etrafındakiler senin sadece gücüne gelmişti; ben ise seni hiçbir şeysiz, sadece 'sen' olduğun için sevmiştim. Şimdi en son yazdığın o yazıda arkasına saklandığın evliliğin gölgesinden bana gözü karalık tiratları atma. Büyük laflarla her şeyi silmekten bahseden sen, ilk virajda sığındığın limanlara kaçtın.Ardına saklandığın gücünle bana ayar vermeye de kalkma.
Ben nerede durduğumu, sevgimin arkasında nasıl dağ gibi durulacağını o tabloda bile lekesizce gösterdim sana; sense kendi duruşunu bir ego yarışına sattın. O sevgi zaten benim yüreğimin büyüklüğüydü, bende kaldı. Eksilen ben olmam Gamalı, sadece sen olursun. Sen beni eskilerle bir tutup bana yakıştırdığın BÖRTE'yi hafife almışsın. Ben duruşumla emeğimle gidişimle gösterdim "BÖRTEÇİNE'nin" ne olduğunu kim olduğunu... Verdiğim değeri bilmeden bir yarışa girdiysen,
Buyur, kazanan sen ol Gamalı...
Ben o masadan kalktım; Şah da sensin, mat da.
Bundan sonra benden tek bir söz bile duymayacaksın.
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta