Eylül Çiçeği Şiirleri - Şair Eylül Çiçeği

0

TAKİPÇİ

Kalakalmışlığı bilir misin?
Hani ARAF dedikleri o yer var ya...
Şimdi imtihanımın arafındayım.
Ne ileri gidebiliyorum, ne geri dönebiliyorum.
Şükrü Erbaş'ın "bir kapı önündeyim girsem suç,
gitsem Ayaz dediği yerdeyim.
??
"

Eylül Çiçeği

Sana sitem değil bu mısralar, anla diye yazıyorum,
İçimde sessizce büyüyen o saf sevgiyi gör diye...
Ben seni o gün, o koca sessizliğin ortasında,
Boynundaki o iki benden, en masum halimle öptüm.

​Ne bir hesap yaptım gelirken, ne bir karşılık bekledim,

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Arınma
İnandım... Bir kurdun asaletine yakışır gibi,
Mert sandım, sözünün eri sandım o hileli gölgeyi.
Temiz kalbimin dürüst sancağını açmışken dünyaya,
Göremedim arkamdan kurulan o sinsi pusuyu.
Çocuklarım, can parçalarım, sığındığım evim...

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Karıma haksızlık ettim" diyorsun ya hani,
Peki ne yaptın söylesene, benim gibi seveni?
Onun yuvasını korudun, düzenini bozmadın,
Ama benim tertemiz ömrüme hiç acımadın.

​Beni gizli yollara, kuyulara bıraktın,

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Yüzünü dönmek değil, bendeki sükutun adı,
Gölgesi düşen sözün, kalmaz ağızda tadı.
Ne sırra yer var bende, ne yalanın izine,
Gözümün nuru düşmez, net olmayan yüzüne.

"Gönlüm sendedir" demek, yetmez öyle derinden,

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Bir bayram sabahı sığındın o sahte nezakete,
"Nasılsın" dedin, yüzün dönükken o büyük ihanete.
Sordun ya hırpaladığın o canı, o sızlayan teni;
"İyileşti mi" dedin, açtığın o derin yaraları...
Bedenimdeki o yaralar, ruhumun sessiz çığlığıydı,
Senin o ucuz yalanlarının bana bıraktığı mirastı.

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Beni tek sen tanırsın, içimdeki duyguyu fırtınayı acıyı hevesi umudu mutluluğu beklentiyi...
Ama en çok tanımadan beni...
O hoyratça egona yenik düştün o küçük çocuğu hırpaladın...

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Sen beni o sığ sularında solar mı sandın?
Gidişinle bu dertli başım yıkılır mı sandın?
Karanlık dehlizlerde esir kalır bu ruhum,
O çocukça oyunlarında yok olur mu sandın?
​Kırdım o dar çemberi, Ergenekon misali,
Önümde parlar artık Börteçine’nin hayali.

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Ben sana her şeye rağmen, bozkırın rüzgarı gibi hesapsız, bir dişi kurt gibi cesur ve arkasında dimdik durduğum tertemiz bir sevgi sundum. Bir Börte severse korkmadan, hesapsızca sever; benim niyetim asla bir yuvayı yıkmak, çocukları babasız bırakmak değildi. Ben sadece bana hissettirdiğin o duygunun dürüstlüğüne inanmıştım.
​Ama beni bu yanlışa ortak edip, sonra ilk fırtınada o süslü evlilik vitrininin, resimlerin ve korkularının arkasına sığınman, o kararın arkasında duramayışın beni en çok inciten şey oldu. Hem orayı koruyup hem beni idare edebileceğini sandığın o bencilce denge, sevgi değil; tamamen bir korkaklıktır. Börteçine’nin ruhunu taşıyan bir kadın, senin o iki yüzlü oyunlarında figüran olmaz, o korkak hesaplara sığmaz.
​Benim cesur sevgim de, senin için gösterdiğim o korumacı sessizliğim de senin o ürkek yüreğine fazla geldi. Sen o sığındığın duvarların arkasında yalanlarınla vitrin süslemeye devam et; ben o arkasında dimdik durduğum temiz sevgimi ve mağrur gururumu alıp kendi özgür coğrafyama, yürüyorum. Bu sana son sözümdür!"

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Delikanlı çağımızdaki cevher,

Devamını Oku
Eylül Çiçeği

​"Biz kırıldık daha da kırılırız,
Ama katilimize de benzemez ya ömrümüz...
Kalbimiz temizdi, niyetimiz duru,
Merhametimizden vurdular bizi, sustuk.
​Dünyanın bütün süslü kelimeleri onların olsun,
Biz kendi sessiz ve haklı odamıza çekiliyoruz.

Devamını Oku