Hoş geldin ey kaza, safa geldin aşk,
Gönül bir saraydır, her gelene köşk.
İster canı savur, ister eyle meşk,
Kulun kaderinde silinmez izi.
Gündüzü bürüsün varsın karası,
Kapanmaz dediler gönül yarası.
Gelenin başımın üstü yöresi,
Dindiremez kimse bendeki yası.
Hesap tutan tutsun, biz geçtik serden,
Biri gökten iner, biri de yerden.
Kurtuluş yok madem bu son seferden,
Hancı razı olur, sormaz yabancı.
Beden toprak olsun, ruh ise azat,
Biri son nefesmiş, biri bin murat.
İkisi de imtiyaz, ikisi de zat,
Tanık sustuğunda, biter bu usul.
Sultanlar tahtını bırakıp kaçtı,
Aşıklar nârını bağrına açtı.
Ölüm ki bir kapı, sevda bir taçtı,
Mühür vurulunca, durur her sanık.
Dünya bağlarını koparsan ne gam?
Sevda tütsülenir, her nefes dram.
Ağlayan "eyvah" der, gülen "vesselam",
Yıkık dökük yollar, bize uyanık.
Bakışta gizlenen o ulu heybet,
Nefeste saklanan sonsuz nihayet.
Biri son yolculuk, biri bir ayet,
Dertli etimizde, can hep uyanık.
Yaş sormaz dediğin, başımın tacı,
Damarda akan kan, tatlı ve acı.
Biri son şifadır, biri ilk sancı,
Saniyeler dolsun, bitsin kalabalık.
Ak kefen sarsın da, kor gömlek yaksın,
Bırakın bu ömür, menzile aksın.
Biri son duraktır, biri meraksın,
Yazılan ne ise, hoş gelir yazık.
Kalem susunca da sözümüz sürer,
Sevda can içinde, canı hep kürer.
Toprak dedikleri, gerçeği dürer,
Işık söndüğünde, devran hep ışık.
Kayıt Tarihi : 19.2.2026 14:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!