“Yoksa insan, arzuladığı her şeye sahip olacağını mı sanıyor?” (Necm/24)
Dilemiştim yüce Mevlâ’nın doksan dokuz adıyla
Kabul olmazmış her temenni bir hayalin yâdıyla
Kudret kalemi bahtıma yazmışsa madem zindanı
Vursun son mührü de hür etsin ecelin imdadıyla
“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir. O size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Tevbe/128)
Yaradan kenz-i mahfîden geçip nûrda peydâ oldu
Hakk’ın “levlâk” lütfuyla felekler nûra gedâ oldu
Sultan; senin aksin cihan mülkü raksına nedendir
Varlık nakşın ilmek ilmek cihanda aşka bedendir
Mevsim soğuk, dalları budanmış bir kestanenin
Rüzgâr meltem yoksunluktan bîhaber yüzünde
Râyihâ dargın, titrek bir dost ağıdı mırıldanıyor
Dost bilmez, sesinden tanınmaz, sâhibi meçhul
Okunan her kasîdede telaşa kapılıp sen diyebilen
Örtün üzerini Râyihâ, avucum kınalı kızıl yaradan
“Revolver kurşunları kadar güzelsin sen.”
Aksinizden kaçardım tâ ki aynamda buldum sizi
Dehre düşmüş gibi dimâğ, yalnız düşlemişti bizi
Paşa’mın huzurunda şavkıyan aryamı seçmiştim
Hengâme arasında unutulmuş anılardan birinde
Erguvan yapraklarından seçemediğim saltanâtın
Mahşerin esrik sıcağında dört bir yana savrulan
Mest olmuş kuyulardan uzanıp teselli ediyor gibi
Dağ eteğinde bir deste, beyazdan yanık dumanı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!