İkimiz de insan doğduk.
Ne senin benden fazlan var
Ne benim senden bir zerre eksiğim.
Yüceleştiriyorum seni;
Anlatıyorum şöyle gözleri
Var böyle elleri diye.
Sarışın bir gökyüzü görebildiğim
Kenar süsü kavaklar.
Çözemediğim şeyler var
Şeyler getirdi beni bu sayfaya
Şeyler yüzünden baktım;
Güneşin gidişini haberleyen ufka
Ağlıyorum!
Sessizce dolaşırken hayatın damarlarında
Bir akyuvar gibi kendimi feda ediyorum
Sonbaharı sevmezler bir de
Benim ondan başka dostum yok diyorum
Benim gibi feda ediyor tüm yapraklar kendini
Perde perde karanlık çökmüş gözlere
Sonra bir ışık doğuyor karanlıktan
Küçük, nokta kadar bir ışık
Gözler ne kadar çok kararmış,
Öyle ki; karanlıkta olduğunu
Fark edemeyecek kadar.
Gel dedin,ne olusan ol yine gel
Geldim işte sur gibi kapındayım
Lakin dergahında seni bulamadım
Yalnız; yağmurdan sonraki koku gibi
Geride bıraktıklarınla avunmaktayım
Yağmuru görmek bize nasip değilmiş
İnsanoğlunun dünyaya düştüğü saatte
Bir kasırga koptu
Adına hayat dediler
Habil’le Kabil şahittir
Burası yaşaması zor alemler
Kimi geç kimi erken gider bu limandan
Gece değil de
Gecenin yalnızlığı beni korkutan
Uyuyakalmış birsürü beden
Gözleri açık bir ben
Ne vakit baksam pencereden
Dallanır korkularım esen yelden
Canımdan can gitmiş,
Teselliler neye yarar? !
Hakir görülmüş gönlüm birkere.
Onu geri getirmeye güç yetiremem
Ama ağlamaya gücüm yeter! ...
Benim sözüm ancak gözlerime geçer.
Gecenin ayazı vurur yüzüme
Deniz yakamozları gözümde
Yol uzun gece bitmez bu hüzünle
Gitme de fırtınalar kopmasın kalbimde
Barış kuşları havalansın bizimle
Bakın ey ufuklar!
Yalnızlık varmış kaderde.
Kimsenin seçmediği bir yerde yaşamak,
Görmediği bir yerde ölmek varmış.
Süliyeti zedelenmiş bir evde,
Ağula aşı yemek varmış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!