Hiç Bilmeyeceksin
Gelmeyeceğini bilmenin güzelliğini hiç bilmeyeceksin,
Ardı olmayan yollarında sürünen gözlerimi...
Hasretin gelmemen değil, sevmemen olduğunu;
Sen hasretin ta kendisi olduğunu hiç bilemeyeceksin.
Heyhat! Sana bakarken yanan gözlerimi,
Kuruyan dudaklarımdan senin için dökülenleri.
Belki okur diye kalemimden damlayanları,
Yağar diye bulutlara fısıldadığım gözyaşımı...
Sen daralma diye her gün içimi oyduğumu,
Sen yorulma diye ayağına çarık olduğumu,
Belki sana yetsin diye nefessiz kaldığımı,
Gelmenin, gidişlerin ulağı olduğunu hiç bilemeyeceksin.
Belki gelirsin diye hep kaçtığımı,
Ama kaçarken hep sana yakalandığımı,
Karanlığında boğulduğum gözlerindeki müebbetimi;
Beni gözlerinle süründürüp başkasında yaktığını.
Sen beklemenin ne olduğunu hiç bilemeyeceksin;
Seni beklerken yolunda unuttuğum gözlerimi,
Bakacaksın diye yıldızlarla süslenen semayı,
Basacaksın diye yeşillenmeyi bekleyen toprağı.
Bir çift siyah okyanusu sevmenin ne olduğunu;
Karşılık beklemeden, sevmeyeceğini bilirken,
Gelmeyeceğini, gelse bile bakmayacağını bilirken
Sevmenin ne olduğunu hiç bilemeyeceksin.
Hiç bilemeyeceksin her akşam aynamda olduğunu,
Senin aynadaki yüzünden kendimi unuttuğumu,
Soframda ekmeğim, suyum, aşım olduğunu;
Beni pencerelerde kuruttuğunu hiç bilemeyeceksin.
Ben Necip Fazıl değilim, "gelme artık" diyemem;
Buna ne cesaretim var ne takatim.
Senin özlemlerin kararımı yıkalı çok oldu;
Bilmeyeceğini bilerek, avazım çıkana kadar susarak haykırıyorum:
"Gel artık!" En acısı da bu ya, hiç bilemeyeceksin...
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 12:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!