camdan yapılmış bir seranın içinde,
geceyi omuzlarımızdan sarkan ağır bir kumaş gibi taşıyarak dolaşan iki gölge vardı
ve kapılar aralık kaldıkça içeri giren rüzgâr,
hangi bitkinin kökünden kırılacağını sessizce seçiyordu.
gökyüzüne gerilmiş ince bir ipin üzerinde,
aşağı bakmamayı ustalık sayarak yürüyen iki siluet, dengeyi cesaret sandı ama boşluğun sabrını hiç hesaba katmadı.
ay metal bir iz gibi karanlığı yararken,
vitraylardan süzülen solgun ışık çatlakları büyüttü
ve renkler yere düşerken
hiçbirimiz eğilip kırıkları toplamaya yanaşmadı
bir nehir kendi yatağını terk etmeden ikiye bölündü,
su aynı kaynaktan geldiği halde farklı yönlere aktı
ve kıyılar birbirini hatırlasa da akıntı geri dönmeyi bilmedi.
rüzgârla dolan boş bir gömlek,
sandalyenin sırtında asılı kaldı
ve varlık ile yokluk arasındaki o ince,
neredeyse görünmez çizgi,
kumaşın kıpırtısında kendini ele verdi.
toprağın altında sessizce ilerleyen bir fay hattı, yüzeydeki çiçeklerin huzuruna aldırmadan hareket etti ve kimse sarsıntıyı deprem saymadı
çünkü hiçbir bina yıkılmadı, sadece zemin yer değiştirdi.
uzun bir yarık,
üstü özenle örtülmüş halde zeminde bekledi
ve üzerinden geçen her adım, çatlağın derinliğini inkâr ederek yürüdü,
ta ki rüzgâr içeri sızıp taşları yerinden oynatana kadar.
ve gecenin sonunda,
aynaya düşen buğulu siluetler
birbirine değil kendi eksiklerine bakarken,
camın arkasındaki kırık hat,
artık hiçbir görüntünün eskisi gibi birleşemeyeceğini ağır ağır ilan etti
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 23:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




su aynı kaynaktan geldiği halde farklı yönlere aktı
ve kıyılar birbirini hatırlasa da akıntı geri dönmeyi bilmedi...
özgün bir dil, tebrikler...
bizden de size küçük bir hediye,
.
...
.
geçen kimi bir çift gün olur ki,
kimse bilmez kaç seneye tekâ/bül eder derkene,
heceyi /bûl olacakken /bül yapmak,
katil bir devriğin dil cinayetinin neticesidir,
ve habil/ kardeşi değil maktulüdür kabilin,
ki celladına aşıklar okur yazar olabilseydi hakikatte,
içinde tekâ/bûl geçen cümleleri,
komik bulur muydu hiç,
ve şimdi bu sorunun cevabını ise
muhtemelen ikimizde biliyoruz aziz dostum,
bir ömre,
bir nesle bedel olur bazen; aşk…,
demiyorum ki bu aşkın vicdan muhasebesinin,
hesap hareketlerini analiz etmek,
harcınız değildir sizin,
aşkın mevzuatını fasıl fasıl sizden biriktirdim,
biraz şımartılmıştım yalnızca tarafınızdan hocam,
o kadar,
ve biliniz ki kabahatim,
başımı taştan taşa vurdukça,
kalp ağrımı ne yapsam ne yapsam,
dindirememek oldu,
muallim; aşk…,
böyle demli bir halin geçtiğini yeryüzünden,
bilmeye hakları var mı acaba
gelecek nesillerin bilmiyorum,
bencillik mi acaba insanlarla paylaşmamak,
bu senkronize dizeleri…,
mahrem bırakılıp, mezara bir adım kala mı,
gün yüzüne çıkmalılar, ya da;
mesela iki nüsha çoğaltılsalar ne olur mu,
iki arada bir derede; aşk…,
serilip güne bırakılmış meyvelerin,
kurumakta olan son dokularının
şırası kadar mayhoş ve ballı bir
yürekle yazılan bu mahrem dizeler,
simmsiy/ah sayfalarda ve erguvan bir iklimin,
harfleriyle okunacak ölüm günü;
/ah…
TÜM YORUMLAR (1)