Güneşten ışığını borç alan hayallerim,
Yetim çocukların gözlerindeki kederi örterken
Anlayamadım;
Hangi dinin kitabında,
Ekmeği çalınabilir bir kadının.
Böyle, kirli bir düşüncenin ağır vebalini
Yargılarken,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Cesaretim toprağımdandır,
Ne kelepçe tutar bileklerim,
Ne de kilit tutar ağzım dilim,
Cılız kalmış düşüncelerin önünde,
Uğraşma;
Sürgünlere gitmez benim yüreğim
çok güzel ve akıcı bir anlatım yüreğinize sağlık...
Ve şimdi;
Söz verdiğim dağlara yolladım düşlerimi.
Avucumdaki kırık bir dalla,
Sabırla oturdum saatlerce,
Puslu bir günün güneşe merhaba demesi gibi,
Doğacağım bu şehre.
Yüreğinize sağlık...Mükemmel...Tebrikler...
tebrikler
yüreğinze sağlık
lütfen kabül buyurunuz
saygılarımı sunarım
gönlünde güller açsın
yüreğinden gelen bir sızı,
kan aksada kırmızı
can var ucunda
acımasın canlar
ecel vakti gelmeden
güneş ışığını kesmeden
herkesi kucaklıyor
ışığıyla,ısısıyla
merhamet dökülüyor
çok gaddar olmuş
zalim insan
nice masumlar
göçüp giderken
osman karahasanoğlu
tebriklerrrrr yüregine saglık saygılrımla yıldırım şimşek
hakikatten harika bir şiirdi...
***Hangi dinin kitabında
Ekmeği çalınabilir bir kadının...***
ve yüreğini en güçlü silah olarak kuşanan dizeler çok şeyleri anlatıyor anlayana.. Okuyana ise çok şeyleri çağrıştırarak uzun uzn yorum yazmayı zorluyor...
Yüreğinizin sesi sağlık ve esenlik içinde daim olsun diliyorum... Tabiki tam puan...
Sessiz sessiz duruyorsun Helin Hanım...Ama şiirlerin senin kadar mütevazi değil ve olmayacak.Dizelerinde tükenmemişlik,teslim olmamışlık,yitirilmemişlik, buram buram haklı isyan kokuları alıyorum.Ekmek gibi su gibi haykırışlarının sesi kulaklarımda çınlıyor ve ben potansiyeline hayret ediyorum....Seni izlemeye devam edeceğim senin gibi sessizce ve derinden...
Sayfanı daha sık ziyaret edeceğim, anlatım tarzını sevdim. Tebrikler...
Gözlerim, yıldızlarla öfkemi tartışıyor bu gece,
Asiliğim bir kızıl şafağa merhaba derken,
Nefretim ihtilal yapıyor,
Ha cesaret!
kör ve tetiksiz değilsin yüreğim.
Ellerine sağlık Sevgili Helin mükemmel ve anlamlı bir şiirdi yüreğin dert görmesin alkışlarım sana
Cesaretim toprağımdandır,
Ne kelepçe tutar bileklerim,
Ne de kilit tutar ağzım dilim,
Cılız kalmış düşüncelerin önünde,
Uğraşma;
Sürgünlere gitmez benim yüreğim. Çok hoş dizeler Helin hnm İlk kez okudum Hoştu. Yüreğinize sağlık
Bu şiir ile ilgili 15 tane yorum bulunmakta