Elimde kalan son barutla, bu gece nöbet tutuyorum,
Biz derin gafletin içinde, sessizce yol alıp giderken,
O zalim zorbalar, her türlü kaleyi zapt etmiş duruyor,
Durmadan saldırır neşeye, huzura, umuda ve aşka.
*
Geçmişten süzülüp gelen, o doyumsuz iblistir rakibim,
Onların zehirli ve kara nefesi, ruhları boğuyor,
Vebalı bir rüzgar misali, fikrimi çürütür anbean.
*
Yalnızca bilenmiş öfkemle, cephede direnen biriyim,
Yarını mühürlü kağıtla, parayla mahveden güçlere,
Rakamla, senetle, altınla, dünyayı yıkan o devlere.
*
Dilim lal olmuş da beynim donmuş, feri sönmüş gözlerimin,
Bileğim ve dizim, zindanın dibinde zincire vurulmuş,
Kavgadan gayrı bir çare yok, kurtuluş hayali yok artık.
*
Önüme dikilen her kimse, göğsünden vurup geçeceğim,
Yöntemim sert diye, beni hor gören o kibirli yüzleri,
Bir makine gibi, durmadan, peş peşe lanetleyeceğim.
*
Affetmek yok artık lugatta, merhamet semtime uğramaz,
Üstüme çöken bu kabusu, yırtarak uyanır bedenim,
Kinimi bileyip her sabah, yeniden yola düşüyorum.
*
Sesim bir gök gürültüsüyle, yankı bulacak dağlarda,
Suskunluk yemini bozuldu, patlayan volkanlar gibiyim,
Hedefi şaşmayan oklarla, karanlık bağrı deleceğim.
*
Nefesim yettiği sürece, bu lanet sürecek ebedi,
Korkunun eceli gelince, zafer de bizimle olacak,
Tarihin akışı dönünce, hesabı tek tek soracağım.
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 10:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!