HİÇ DÜŞÜNMEDEN ŞUAN SANA YAZIYORUM
İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ
güne seninle başlamalıyım
bir sabah uyandığımda güneş yüzüne vururken
seni görmeli gözlerim yoksa varsın gör olsun
seyretmeliyim doya doya bir buse kondurmalıyım dudağına
eğilip seni seviyorum demeliyim kulağına
yoksa en güzel nağmeleri dahi duymasınlar
sarılmalyım sıcacıkca sana
yoksa soğuk topraklar sarsın bedenimi kana kana
bir ömür doymamalyım senin gibi cana
saclarını elime dolayım okşayayım
başına ciceklerden tac takayım
yoksa ben hayatı ne yapayım..
Kayıt Tarihi : 15.1.2010 08:57:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

ben snei sevdim sen olmadığına alabildiğine özgün besteler yaptım.. hatta özgür
ne zaman sevdamın tınısı sana değdi ise örslendi..
ben piyanonun başında clarken sen sivri topuklu aykabalrınla tuşların üstünde intikam alır gibi gezdin gitti notaların coğu
bana kalan doremi
3 nota ile aşkımı dile getrimem yeter mi
DO RE Mİ
yetermi
yetinmesini bilirsen
yeter..
ama sen yine bu aşkı sorgulayacaksın YETMEYECEK..
İLHAN KILIC
ben snei sevdim sen olmadığına alabildiğine özgün besteler yaptım.. hatta özgür
ne zaman sevdamın tınısı sana değdi ise örslendi..
ben piyanonun başında clarken sen sivri topuklu aykabalrınla tuşların üstünde intikam alır gibi gezdin gitti notaların coğu
bana kalan doremi
3 nota ile aşkımı dile getrimem yeter mi
DO RE Mİ
yetermi
yetinmesini bilirsen
yeter..
ama sen yine bu aşkı sorgulayacaksın YETMEYECEK..
İLHAN KILIC
sen başka hoyrat sevdalara kansanda bana inanmasanda bunu bir oyun sansanda
Günyüzlü güzel
başkası gibi sevmem ben seni sadece mutluluklarım icin değil mutsuzlujklarım icinde istedim her saniyemde seni istedim.
sana cenneti vaadedemem ama seninle ölmeyi biliirim
sana beyaz atımla gelemem prens değilim atım beyaz değil ben yakışıklı değilim ama hic yalan değilim hic daha fazlasını isteyecek biiri değilim elimdeki bana yeter
bugün sana uyandım dünde uyanmıştım yarın nefes alırsam yarında uyanacam...
Hesabıma düşen bir kara kaderi, alnımın tam ortasından çekerken usulca, kanadının ıslaklığıyla yazdım... Sana yazdım seni. En kuytusunda anladım, en vazgeçilmezinde tuttum, en köründen tutuldum, ama seni sana yazdım. Kanımın rengiyle sana adandım.'
Yokluğun bir bıçak sırtı, sana boyanarak aydınlandım.
Ağrıyor elim şimdi, gözümün yolunda karabasanlar var, avucumda sıkışan yazım var. Gel ve sil yeniden gölgelerini, gel ve üçüncü gününden başla sana yazılanlara.
Kimsem olmadı benim, kimse sen olmadı hiç,
Kimse ellerim değildi, kimse gözüm kalmadı kanlı kınında. Kimse bilmedi, kimse sana yazdım olmadı, kimse sen demedi, kimse uyutmadı yüreğinin yastığınsa, kimse biz demedi, kimse vazgeçersen kendinden ben olamamki demedi... Kimse ben değildi senin kadar.
Sana yazdım işte, gözümün kimyasında duran nefesi, kanatlarına vurgun yemiş sevdalar akıtan sana anlattım,
Sana adandım... Sen'e, ben'e, biz'e...
Sıfıra bölünce beni, sana eşitleniyordum, birle çarpınca ellerimi seni anlatıyordum, ikiye toplayınca gözümü seni görüyordum, üçten çıkarınca yüreğimi; sensiz hiç kalıyordum...
Kentler buluyordum hep, sen olunca aşkın sonsuza akacağını biliyordum. Kimbilir, bilmediğim bir şarkıyı söylerken seninle, dudaklarının ses tonunu ezberliyordum sensiz kalınca senin gibi okumak için bir daha... Benim için martı kanadıydı ellerin, dokunduğum her an denizden esen rüzgarları hatırlatan. Gözlerindi, gözlerime baktığında gözlerimin çocuk hayalini gördüğüm, sendin öldükten sonra tanrının katına gülümseyerek beni götürecek olan melek, sendin sonsuza açılan kapının güzel bekçisi... Anlatılamayan kelimeydin hiçbir kitapta bulmayacağımı bildiğim halde hala aradığım. Sendin o, senindi bana getirdiğin akında denizin gözlerini hissettiğim,
Gözlerindi.
....
Sana yazdım,
sıcacık hayatlar kokuyor kelimelerim seni buldukça. Ki nereye baksam, kimi görsem, kimi duysam sensin... Sen kalıyorsun gözlerimin en yüksek dağında... Ve sana yürüyüp dokunuyorum göğün yıldızlarına, umut veren ağaçlarına yaslanıp bulutların ardından bakıyorum güneşe. Sana uzandığım toprağa her yüzümü sürdüğümde, papatyalar kokuyor tenim...
Senden önceydi suflörsüz bir sahnede kör adam rolüm. Ve senden öncelere denk geldi intihar mektuplarım. Sorgusu bitmiyordu düşlerimin, isyan çok sesli bir koro gibi sahnesinden vuruyordu yüreğimi. Senden önceydi sarmaşıklarla dolu umut yolları, seni bilmeden yürüdüğüm Ankara sokaklarıydı acıyı katık yaptığım sancılar... Her karartı, senden önceydi ellerimde yaşayan.
....
Geldin, sana yazdım ben... Hasır altı düşlerimin kırmızı kalemle altı çizili kelimeleriydin. Sendin vurguna uğramış nefes alışlarımı kaybeden, sesindi dilimin teğet geçtiği her umudu bana anlatan...
İzlerimden geçen her bakış, sana dönen gün gibi çevreledi karanlığımı ve seninle gitti plastik kokum, seninle kurudu kanayan yanım. Sendin her şey, sendin seninle gelen gözyaşı hediyem...
....
Sana yazdım, düşünmeden, gözlerimi kapatarak... Kelimeler seni anlattıkları için mutlular artık, bakışlarım da öyle.
Az önce fark ettim yüzümü yıkarken; aynaya bakan gözbebeklerimde uyuyorsun hala o eski sıcaklığınla... Uyanacaksın birazdan, biliyorum, ve sarılacaksın yine, sesinden akacak, senden duyulacak her şey...
TÜM YORUMLAR (9)