"Gürleyen bir gök gürültüsü ardından gelen sert kılıç sesleri"
Mekke sokaklarında yankılanır adımı,
Adalet burcunun en sert adımı.
Hattab’ın oğlu, celâdet deryası,
Kırıldı elinde küfrün aynası.
Hidayet nuruyla dolunca sinesi,
Titretti dünyayı o Hakk’ın sesi.
Kâbe önünde dimdik duran o elif,
İslam’ın izzetiyle oldu müşerref.
Ey El-Faruk! Adaletin şanlı rehberi,
Korkutur küffarı o aslan heybeti.
Zulmün karanlığını nurunla yardın,
Peygamber dizinde bir yiğit yardın.
Fırat’ın kenarında bir kuzu kaybolsa,
Ömer’in uykusu haramdır o an olsa.
Sade bir hırkayla fethetti Kudüs’ü,
Dillerde tekbirdir, gönülde ülküsü.
Gece vakti sırtında un çuvalı taşır,
Mazlumun derdiyle dertlenir, uğraşır.
Kayser’i, Kisra’yı dize getiren er,
Rabbine kul olmakta buldu en büyük fer.
Şehadet şerbetini içerken mihrapta,
Müjdelendi cennetle, o yüce hitapta.
"İslam ile şereflendiğimiz gün,
Güneş bir başka doğdu ey koca mü'min!"
Yerin ve göğün şehidi,
Hakk’ın bitmez ümidi...
Ya Ömer! Ya Faruk!
Ey El-Faruk! Adaletin şanlı rehberi,
Korkutur küffarı o aslan heybeti.
Zulmün karanlığını nurunla yardın,
Peygamber dizinde bir yiğit yardın.
Fırat’ın kenarında bir kuzu kaybolsa,
Ömer’in uykusu haramdır o an olsa.
Kumların üzerinde silinmez bir iz,
Adaletiyle yaşayan ölümsüz bir aziz.
El-Faruk... El-Faruk...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 8.04.2026 13:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!