İyileşti mi bilmiyorum, aslan, panter ıslah edip şov yapan -Amerikalı? - bey, doğasına aykırı ıslah emeği verdiyse de, bir kez insan dalgın olabilir, bu da insanlığın doğallığıdır, yataklık oldu, öyle kaldı galiba…
Doğası insan aykırıcılığı olanları toplayıp eğitime almaya nerden finans sundular da düşünüldü bu diye ilk soruyla başlar kargayı bile güldüremeyen tiyatro sahnesine dikenli kirpi ederler eğiticilerini, her göründükçe eğitilmeye alınan, büzüşür eğiten, değil mi?
Cumhuriyetimizin kurucuları: Bütün Şehitlerimizin iki tane hedefi vardır. Birinci hedefi bu vatan için şehit olmak. (ikinci hedefi ise vatana düşman ayağı değdirmemek. Bunu onlar başardı ya biz ne yapıyoruz?
ne yapalım... para karşıtı vatan, türk, bayrak lafı bol keseden, hükümet seçtik işte... oturmuş ordu işinden konuşmaya büyüyoruz daha ne olsun... şeref mi? hükümet seçiyorum diye düşmanı sokmak... ıslah evini de meclise doldurmak... Anayasa hedefine, tam yüreğimizin ortasına ayak sokturmaya, şerefi pisi pisilemeye aritmetiğini de burnumuzun önüne sürttürmek... becerdik... daha ne olsun... becerilsin emeğine süper oy takviyesine destek ortaklığı… bol toplayacak birinden biri paylaşması… bunlar biliyor be pazarlığı… eee… ticaret aritmetiği...para yettikçe, elbette…
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta