I.
Hududun öte yakasında, zamanın hükmünü yitirdiği o kör noktadayım.
Arkamda, kapıları yüzüme mühürlenmiş o "yasaklı coğrafya" flulaşıyor.
Burası; senin o mağrur sınırlarının bittiği,
Benim ise "hiçliğimin" başladığı, mayın döşeli o tampon bölge.
Gümrük kapıları sürgülü, tel örgüler jiletli...
Cebimde hükmü kalmamış bir kimlik, zihnimde ibresi şaşmış bir pusula.
Salt biyolojik bir inatla,
Sırf o diktatör "yıkıldı" demesin diye, ciğerlerime zoraki bir nefes dolduruyorum.
Lakin sanma ki yaşıyorum;
Ben burada, kendi cenazesini sırtlamış bir mülteci gibi,
Araf’ın o buz kesen ayazında, volta atıyorum yokluğunla.
II.
Sana öfkem, diplomatik bir nezaket sınırında değil;
Beni, haritasını ezbere bildiğim o vatandan,
Bilinmezliğin kucağına, pimi çekilmiş bir bomba gibi bıraktığın için.
Ama gel gör ki;
Bu "sürgün" fermanı bile, içimdeki o sinsi işgali bastıramıyor.
Gümrük muhafızları ruhumu arasa, müebbet yerim.
Çünkü bu virane göğsümün en izbe zulasında;
Yasaklanmış bir neşriyat gibi hâlâ senin haritanı saklıyorum.
Bir "kaçakçı" tedirginliğiyle,
İhanete uğramış bir "vatan haini" sadakatiyle seviyorum seni.
Ülkenden aforoz ettin ama, hatıranı imha etmeye gücüm yetmedi.
III.
Burada mevsimler devinmiyor, burada güneş ısıtmıyor.
Yabancı iklimlerin suyunu içiyorum, kanım zehirleniyor.
Başka rüzgârlar değiyor yüzüme, tenim doku uyuşmazlığı yaşıyor.
Bana "unut" diyorlar, "kendine yeni bir yurt, yeni bir sığınak bul."
Bilmiyorlar...
Bilmiyorlar ki, bir kez o kuzey ormanlarının havasını soluyan adam,
Dünyanın en ferah yaylasına da sürülse, ancak nefes darlığından ölür.
Sen bana sadece sınırları kapatmadın ey zalim memleket!
Sen benim ciğerlerime,
Yaşama hevesime ve yarınlarıma, ağırlaştırılmış bir ambargo koydun.
IV.
Şimdi ayaktayım.
Yıkılmadım, lakin bu duruşa "hayat" demek, ölüme hakarettir.
Ben artık dünya üzerinde dikili taşı olmayan,
Hangi kapıyı çalsa "yabancı", hangi şehre girse "sürgün" bir Haymatlos'um.
Sen orada, o demir yumruklu iktidarını sür, zaferini kutla.
Ama gece olup, başını o "vicdan" denilen yastığa koyduğunda şunu sor kendine:
Sınır dışı ettiğin bu adam,
Gittiği yerde "vatan" diye kimi sevecek?
Ve sen...
Geride bıraktığın o ıssız başkenti, hangi yalan nüfusla dolduracaksın?
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 01:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!