Bilmeden son defa bakarsın güneşe,
Yürürsün yollarda, elinde bir tesbih ardında gölgenle...
Ve yine düşüncelerin dipsiz bir kuyunun en derinlerinde,
Özlediklerini özlemeye devam edersin,
Derin düşünceler içindeki, eğilmez dediğin başın şimdi önünde...
Tuhaf sesler, tınılar, heceler fısıldanır kulağına...
Neler oluyor deyip irkilerek, anlamsız bakışlar atarsın sağına soluna...
Sessizliğin sesindeki çığlığı duyamazsın anlayamazsın, anlamlandıramazsın...
Kelimelerin gücünün bile, bazı şeyleri anlatmaya yetmediğinin yine farkına varamazsın.
Pişmanlıkların için pişmanlık duyamamışken,
Daha yaşanmamışlıklarını yaşayamamışken,
Geriye kalanlarına özlemini, sitemini, sevgini, küskünlüğünü haykıramamışken...
Henüz gün batmamışken, karanlık çökmeye fırsat bulamamışken...
Geçmişin gözlerindeki hüzün buğusu kurumamışken...
Ansızın o beyaz ışık dikiliverir karşına,
Sen daha ne olduğunu dahi anlayamamışken...
Bir anda ölümün karanlığı süzülüverir,
Az önce yürüyen ayak uçlarından,
Usul usul koynuna, Ölürsün!
Hani o en sevdiklerin varya,
İşte onların eliyle gömülürsün,
Ardından edilen dualara amin diyemezsin,
Gözün görmez, dilin söylemez iki aya kalmaz çürürsün!
Velhasıl kelâm ne sesin kalır, ne gölgen,
Gelmez zannettiğin O "bir günün" sonunda unutulur gidersin...
Tarihe bir not...
Şenol Kınalı
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 22:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sözün özü, Ömür dediğin belki de sadece bir günden ibaret...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!