La… la… si… si… la… la…
Si… la… si… la… si… la…
Fa… sol… la… si… la… sol… fa…
Ay… ay… ay…
Vay… vay… vay…
Va veyla…
Gökyüzü,
tedirgin kuşlarla
doluydu.
Yıkıntıların mimarları,
külleri
usul usul,
ağır ağır,
yarının tuğlasına
dönüştürüyorlardı.
Kurşunların tırnaklarıyla,
unutuluşun
kanlı sınırlarını
çocukların tenine
çiziyorlardı;
çizik…
çizik…
çizik…
Her yıkılan sütunla,
göğün bir parçası
kopuyor,
düşüyor,
titriyordu
başlarının üzerinde.
Kül yağmuru,
anıların üzerine
yağıyordu…
yağıyordu…
yağıyordu…
yas davulunun
ağır vuruşları gibi.
Yıkıntılar arasında,
kara toprağın bağrından
kan kırmızısı çiçekler
baş veriyordu;
usul usul,
ağır ağır,
uzun bir ağıdın
ilk Fa notasındaki
titrek ses gibi.
Harabelerde,
küllerin arasında,
yıkımın
derin sessizliğinde
La… la… si… si… la… la…
Si… la… si… la… si… la…
Fa… sol… la… si… la… sol… fa…
yankılanıyordu…
bir haray…
bir feryat…
Hayatta Kalanlar…
Kayıt Tarihi : 30.06.2026 15:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!