1958 burdur doğumluyum. ilkokulu Kuzköyde, ortaokulu Çeltikçide okudum. Burdur imam-hatip lisesine girdim. yazın geçirdiğim kaza nedeniyle başarılı olamayıp ayrıldım. 1978-1979 dneminde askere gittim. askerliğimi izmirde ve Çanakkale Geliboluda yaptım. askerden sonra 1980 yılında akd. ünv. hastanesine hastabakıcı olarak girdim. Burada çalşırken liseyi dışardan bitirip meurluğa geçtim. sırasıyla arşiv, hastakabul ve son 16 yılımı acil serviste veznedar olarak çalıştım. aynız zamanda akd. böbrek hastalıkları ve organ nakli derneğinde muhasip üye ve denetim kurulu üyesi görevlerinde bulundum. liseden sonra AÖF işletme bölümünden 2 yıllık yüksek okul diploması aldım.2004 aralık ayında 1. derecememur olarak emekli oldum. Emekli oldum ama derneği ve kronim böbrek yetmezliği hastalarını bırakmadım.www.antoloji.comda organ ve kan bağışı destek grubunu kurarak organ ve kan bağışının artışı için uğraş vermekteyim. Bu uğraşımla çemremde ilgi görürken her nedense antolojide ilgi göremiyorum. Antolojide daima çıkarım ne olacak diye soranlar oldu. Tek destek radyoozan çalışanlarından geldi. onlara teşekkür eder saygılar sunarım. aşıkturhani
organ ve kan bağışı destek grubu kurucu üyesi
HASTALIK ADRES SORMAZ; KİME NE ZAMAN GELECEĞİ BELLİ OLMAZ. ORGAN BAĞIŞI GELECEĞİN SİGORTASIDIR. aşıkturhani
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta