50 lerin sonuna doğru doğmuşum galiba ebe şaklağı ve ağlamalar eşliğinde
Gaz yağı ve tütün kokuları arasında...
Yüzümdeki ben ve kır saçlarım dinginlik katıyor bu ruha hiç ummaksızın.
Garip yeşil bir paltoya sarılıyorum, esintili bir Eylül günü. Yüzüm tıraşlı.
Muhayyilemin sınırlarında arşa varmak istiyorum.
Örneğin asil bir ruha tutunmak gibi. Ya da iki ruhun ahenk içinde dans edişini izlemek gibi. Ancak ve ancak kendimi girdabın derinliklerinde kaybettiğim zaman...
Bazen toprak kokusu çekiyor canım.
Eski bir Anadolu köyünde ellerim nasır tutsun istiyorum.
Bilmem ne zaman ve nasıl olsun isterim. Bütün mahalleye sessizliğin çöküp, düşüncelerin kol gezdiği bu akşam gibi mesela.
Ölüm ve hayat arasındaki çizgiyi aşmak istiyorum bilmem nerede ve ne zaman?
Doğumumuzla gelen ağlamanın ölümümüzle son bulduğu bir ağlama gibi.
Dünya üzerinde onca söylenen söz, onca yazılan şarkı , onca yapılan savaşlar ne oldu diyorum aynadaki yabancıya.
Bilemiyorum demek geliyor içimden ama susamıyorum da.
Bilmem ne zaman ve nasıl oldu tüm bunlar? Hangi gün hangi akşam?
Hepsi hayata dair hepsi bir doğum ve ölüm gibi. Tıpkı yaşamak ve yaşatılmak gibi.
Kayıt Tarihi : 28.9.2025 16:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!