Hayat kayıplardan ibarettir. Hiç kimse “kazandım” demek cüretini gösteremez. Çünkü kazandığını sandığı her şeyi günü geldiğinde terk etmek zorunda kalacaktır.
İşte tam da bu yüzden kişi, hayatını beyhude işlerde harcadığının ayırtına vardığında öne süreceği mazeretlerin hiçbir geçerliliği olmaz.
“Hayat benim, dilediğim gibi yaşarım,” gibi bir takım savunma sözlerinin ardına sığınmak da kişiyi düşmüş olduğu açmazdan kurtaramaz. Çünkü her şey gibi hayatın da bir sonu var ve zamanı geldiğinde biter.
Hayat insanın kendisine ait bir şey de değildir üstelik. O yalnızca Cenab-ı Hak’ın kişiye vermiş olduğu bir emanettir. Bu yüzden çok değerlidir, ya da öyle olmalıdır ve yaratanın kuluna verdiği bu değerli emanetin değerini lâyıkıyla bilmek gerekir.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Sevgili dost;
Bir filozofa yaraşır biçimdeki etkili sözlerin etkisindeyim şimdi.
Feyzalarak okudum. Tebrikler dostum...
Tam Puan + Ant.
Sevgilerimle...
Nafi Çelik
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta