Ey sen, yokluğuyla bile içimde çoğalan…
Dinle ...
terk edilmiş bir şehrin içinden geçiyorum
taşın hafızası bile susmuş
ağır bir sessizlikle
binalar sadece ayakta değil
unutulmayı reddeden yarım bir dua gibi
camlar boş değil
solmuş bakışlar birikmiş içlerinde
geçmiş gibi şeffaf ama geçilmeyen
her yansıma sana çıkıyor
sanki dünya kendini değil seni tekrar ediyor
kapılar kapalı değil
açılmayı unutmuş bir zamana yaslı
pas metalde değil
bekleyişin damarlarında
dokunulmuş ama geri çekilmiş bir iz her şey
odalara giriyorum
yatağın üstünde bozulmamış bir bekleyiş
biri biraz önce kalkmış gibi
geri dönmek üzere zamanın dışına çıkmış
bir sandalye sana dönük
bir masa
üstünde söylenmemiş sözlerin ağırlığı
kimse yok
ama yokluk bile burada bir varlık
tuhaf olan seni bulamamam değil
seni burada bırakılmış sanmam
bu şehir seni unutmak için değil
saklamak için terk edilmiş
duvarlara dokundukça
taşın içinden bir sıcaklık yükseliyor
ne ateş ne güneş
daha eski
senin geçtiğin yerlerin izi gibi
yürüdükçe şehir bana karışıyor
ben taşa
taş bana
ve ikimiz de aynı yerdeyiz
yarım kalmış bir aşkın yankısında
çünkü burası bir harabe değil
yarım bırakılmış bir sevginin bedeni
sen gitmiş olabilirsin
ama her şey seni hatırlıyor
duvarlar bile adını söyleyemediği için çatlak
ve ben
bu hayalet şehrin içinde
sana ulaşmak için değil
sende kalmak için yürüyen
sessiz bir yolcuyum
Dur gitme , gitme lan gitme , bekle belki döneriz tekrar o günlere...
Cik gel Allah için
Kayıt Tarihi : 23.04.2026 18:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!