Hayal Kadın

Zaman Seyyahı Bilgehan Derebey
36

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Hayal Kadın

Denizin kiyisinda olsun ilk buluşmamız
Şöyle boğazin kenarinda olsun
Elimde bir demet çiçek
Gözlerim meraklı kalbim titrek
Ellerim terli ellerim ıpıslak
Senin derdinle dolmuşum için umutlu
Sen Balkan kızı
Gönlümün hırsızı
Ellerim terli ellerim ıpıslak
Ordasin masanın başında beyaz gömlek var üstünde
Döşlerine inen kahverengi dalgalar
Ay tenin sımsıcak
Donuk bir ısık kaplıyor her yanı
Gözlerimiz kavuştu bir merhaba çıktı ağzımdan
Sanki bir volkan patlayacak bağrımdan
Ellerim terli ellerim ıpıslak
Kırmızı dudaklar gülümsedi gözler çakmak
Hayaline vuruldugum canim cananim
Derin bir sohbet hayattan memattan
Hiç bitmesin bu an dursun zaman

Zaman Seyyahı Bilgehan Derebey
Kayıt Tarihi : 22.04.2026 23:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Asfaltaki ziftin akışkan hâle gelecek kadar eridiği sıcak havada uygulama yapıyordu. Şüpheli araçları durdurup şahısların aranma kayıtlarını sorguluyordu. Şakağından ve boynundan akan terleri bir yandan siliyor, bir yandan da şüpheli araçları tespit etmeye çalışıyordu. Halil için artık basit bir işti bu. Durdurulan araçlar nedeniyle trafik akışı oldukça yavaşlamış, araçlardan korna sesleri yükselmeye başlamıştı. Sıcak hava ve kızgın asfalt büyük bir çile oluşturuyordu. Kıdemi nedeniyle uygulama sorumlusu olsa da işi genç memurlara bırakmıyordu . Halil, genç memur arkadaşına dönerek: — Kardeşim, bana bir soda getirir misin? diye seslendi. — Hemen abi, diye cevap veren, bıyığı bile terlememiş genç memur koşarak termostan bir soda getirdi. Halil güneş gözlüğünü çıkarıp: — Sağ ol kardeşim, dedi ve birkaç yudum aldıktan sonra: — Siz devam edin, diyerek yol kenarında bulunan ekip aracına bindi. Normalde asayiş konularına bakan Halil, iyi bir iz sürücü ve sorgu polisiydi. Mevzuata hâkim, tecrübeli bir polis olmasına rağmen ara ara uygulama görevlerine yazılıyordu. Araçta oturup soğuk sodasını içerken bir yandan da telefondan güncel haberlere bakıyordu. Bir süre sonra bir kadın sesi yükselmeye başladı. Genç memurlarla yüksek sesle tartışan kadını gördü. Kadın kırklı yaşlarda, yüksek sesle ama kibar bir tonla memurlara çıkışıyordu: — Bu havada bizi bu kadar bekletmeniz yasal mı? Neden trafiği şişiriyorsunuz? İşimiz gücümüz var, gidemiyoruz! Kadının sesi dikkatini çekince oraya yöneldi. Ekip arkadaşlarına bakarak: — Siz çekilin, der gibi işaret yaptı. Kadına doğru yavaş adımlarla yürüyüp kalın ve otoriter sesiyle: — Buyurun hanımefendi, mesele nedir? diye sordu. Dalgalı saçlarını güneş gözlüğüyle tutturmuş, kahverengi saçları göğsüne kadar uzanan, beyaz gömlekli ve açık renk etek giymiş kadın Burkay’a bakarak: — Daha ne olacak? Bir saattir sizin yüzünüzden hareket edemiyoruz. Neden yolu açmıyorsunuz? dedi. “Anlaşıldı konu…” diye içinden mırıldandı. — Size hesap mı vereceğim? İşimizi yapıyoruz, deyince kadın daha da hiddetlendi. — Bu nasıl konuşma? Tabii ki açıklama yapmalısınız. Ben vatandaşım, bir suçum günahım yok. Neden tutuyorsunuz bizi memur bey? diye çıkıştı. Hem sıcak hava, hem uzun mesai, hem de herkese açıklama yapmak Halil’i iyice yormuştu. Ağzından istemsizce: — Çattık Tomris’e… sözü çıktı. Kadın kaşlarını çatarak: — Ne diyorsunuz? Tomris kim? diye sordu. — Hiç kimse, diye cevap verdi Halil. İstemsizce ağzından çıkan “Tomris”, en son okuduğu kitapta geçen İskitlerin kadın hükümdarıydı. Kadının mücadelesini ona benzetmişti sanki. Ağzı, iradesinden bağımsız şekilde ona bu ismi vermişti. Konuyu kapatmak istercesine gözlüğünü çıkarıp kadına dikkatlice baktı. Kahverengi gözlü, beyaz tenli kadının ses tonu ve konuşmasındaki akıcılık, içten içe Halil’in dikkatini çekmişti. Sonra tavrını değiştirerek daha sakin bir ses tonuyla: — Biraz haklısınız. Ama biz de çok severek yapmıyoruz. Bu bizim işimiz, dedi. Sesindeki sakinlik hemen karşılık buldu. Kadının kırmızı dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu. — Evet memur bey, işiniz zor ama biz de mağdur oluyoruz, dedi. Konuşmalar kısa sürede bir sohbete dönüştü. Birkaç cümle daha konuştuktan sonra — Ben Halil, uygulama sorumlusuyum. Siz kendinizi tanıtır mısınız? diye sordu. Kadın: — Ben Ay, öğretmenim, diye cevap verdi. İkisinin yüzünde de memnun bir gülümseme vardı. Tebessümle birlikte kelimeler o kadar ahenkli, yumuşak ve huzurlu geliyordu ki konuşmanın bitmesini ikisi de istemiyordu. Ancak konuşacak konu bulamayınca Ay elini uzatarak: — Bilgiler için teşekkürler, dedi ve aracına yöneldi. Halil’in Ay’dan etkilendiği o kadar belliydi ki dudaklarının kenarında yarım kalmış bir gülümseme duruyordu. Hemen aracın plakasını alıp not etti. Genç memurlara: — Vatandaşla tartışmayın, diye uyarıda bulunup araca bindi. Bir süre gözlerini kapatıp Ay ile yaptığı sohbeti düşünmeye başladı. “Bu kadında başka bir şey var…” diye geçirdi içinden. Hâlbuki o kadar çok insanla görüşüyordu ki neden bu kadına takıldığını anlayamıyordu. Konuşurken sanki gözlerinin içinden kalbine kadar işlemişti kadın. Onu o kadar dikkatli incelemişti ki her detayı aklında kalmıştı. En çok da konuşurken huzur veren sesi etkiliyordu onu. Sanki çok önceden tanıdığı biri gibi sıcak gelmişti bu kadın. Saatler geçtikçe Ay, beynine mıh gibi çakılıyordu. Zaten her şeyde bir neden aramak da doğru değildi. Hemen plakadan Ay’ın adresine ulaştı ve defterine not etti. Sonra sistemdeki fotoğraflarına bakıp dakikalarca inceledi. ... O gün çok heyecanlıydı. Yaklaşık iki ay boyunca telefonda konuştuğu Ay ile ilk kez buluşacaktı. Buluşmak için Boğaz’da bir mekân seçmişti. Ay bir masada oturmuş onu bekliyordu. Halil, Ay’a “Hayal Kadın” ismini vermişti. HAYAL KADIN Denizin kıyısında olsun ilk buluşmamız Şöyle Boğaz’ın kenarında olsun Elimde bir demet çiçek Gözlerim meraklı, kalbim titrek Ellerim terli, ellerim ıpıslak Senin derdinle dolmuş içim umutlu Sen Balkan kızı Gönlümün hırsızı Ellerim terli, ellerim ıpıslak Oradasın masanın başında Beyaz gömlek var üstünde Döşlerine inen kahverengi dalgalar Ay tenin sımsıcak Donuk bir ışık kaplıyor her yanı Gözlerimiz kavuştu Bir “merhaba” çıktı ağzımdan Sanki bir volkan patlayacak bağrımdan Ellerim terli, ellerim ıpıslak Kırmızı dudaklar gülümsedi, gözler çakmak Hayaline vurulduğum canım cananım Derin bir sohbet hayattan memattan Hiç bitmesin bu an, dursun zaman 22.4.2026 İstanbul

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!