(sudan derken devletten bahsetmiyorum. Su cıvık bir şey, devlete ters düşer...)
Demokrasi ile diktatörlük
Doğu kültürü ile batı kültürü
inanç ile bilim
Bütün bunlar arasındaki ince köprü, sıfır noktası...
Çocukluğumuzda, ya da ilk ve orta okullarda, küre üstünde pararelleri ve meridyenleri anlatırken aklıma hep ''bunları koca bir dünya üstünde nasıl çiziyorlar? '' diye merak ederdim. Küçücük ilçe sınırları içinde dolanırken bile (çobanlık yaparken) gözlerim hep öyle bir çizgiyi arardı. Ama okulda bunu öğretmene soracak cesaretim yoktu. Öğretmenimiz eli sopalı biriydi. Oyun oynamaya, ders kitaplarından başka kitap okumaya izin vermezlerdi... Bu nedenle iki numara büyük abimin yediği sopaları unutamam... (çünkü varlık yayınlarının çıkardığı küçük öykü kitaplarının hastasıydı) amcam kızının çarliston(çizgi) veya beştaş oynarken öğretmen tarafından görülüp, ilk derste tahtaya kaldırılıp, sınava çekildiği ve bilemediği zaman ''seni çerlistoncu seni... ders çalışmazsın demi...'' diye çok sopa yediğini, hatta kız korkudan tahtada, bacaklarından aşağıya çeşmesi akınca (bizde gülerdik marifet gibi...) onu yalattığını hiç unutamam... Böyle bir öğretmene soru sorabilmek için yürek isterdi... Öyle yürekli de ne yazık ki bizden çıkmazdı... Çıkamazdı o öğretmen o zamanlarda tek doğrumuzdu. Biz cahildik.
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta