Hasretin Kaldı..!
🔥🔥🔥
Sen gittin, vebalin kaldı bende...
Bu gece yine düştün aklıma!
Hasretinin kaçıncı günü, kaçıncı yılı; saymıyorum artık!
Sen tut kayıp yılların hesabını!
Hep aynı saatlerde, o kaçtığın zifiri karanlıkta,
İçimde kopan artçı depremler senin kalbine vuracak...
Yokluğunun sızısı beni öldürmez artık,
O kor ateşten tufanlar, senin gururunu yakacak...
🔥🔥🔥
Ah be ceylan bakışlım!
Ne olurdu sanki görebilseydin?
Hiç kimsenin seni bir daha böyle sevemeyeceğini!
Ne olurdu kibrini bırakıp bu aşka teslim olsaydın?
Beni değil, kendi tahtını yıktın farkında olmadan!
Şimdi çaresiz olan ben değilim, sensin;
Ne dönecek bir sılan kaldı bende, ne sığınacak gurbetin...
O temiz sevmelerim düşüyor bir bir aklıma,
Ellerim boşlukta kalmış gibi görünse de,
Senin o hüsrana uğramış ruhuna yukarıdan bakarcasına...
Hatıralara müebbet yiyen sensin, o zindanda ömür boyu kalacaksın...
Üstüme gelse de yer, gök ve asuman; ben yıkılmam!
🔥🔥🔥
Yokluğun öylesine haince vuruyor ki sırtımdan...
Yine de senin gibi arkama bakıp kaçmıyorum!
Hangi kavgaya girsem başım dik, alnım ak,
Çünkü senin kıymetini bilmediğin o sevda benim şerefimdir!
Hüzünlerimi içimde saklıyorum diye beni bitti sanma,
Kimselere anlatamıyorum çünkü bu ucuz terk edişe kelime yetmiyor!
Çaresizim, bittim, tükendim sanıyorsan yanılıyorsun...
Benim sadece bedenim yorgun, asıl senin ruhun mezarda!
İnan sevdalım, bu büyük kaybına bak ve her gece gizlice kahrol...
🔥🔥🔥
Sen şimdi uzaklarda, başka kalplerde sahte huzurlar ara...
Kimbilir kimlerin yalanında, nerelerdesin?
Belki de unuttun, vicdanını yalanlarla avuttun;
Beni, bizi ve bir daha asla göremeyeceğin o şerefli mazimizi!
Ama ben ihanet etmedim geçmişe, unutmadım!
Unutamadım seninle kirletilmeden yaşadığımız o dev günleri...
Şimdi senin o ucuz hayalini bir sadaka gibi önüne atarak,
Avutuyorum kendimi, seni gözümde büyüttüğüm günlere acıyarak;
Gidişinle kül ettiğini sandığın, ama küllerinden doğan bu yüreğimle...
🔥🔥🔥
Şimdi senin hasretinle yanan ama asla eğilmeyen biriyim,
O uçsuz bucaksız çöllerde krallar gibi tek başımayım...
Sevdam kan içinde kalmış olsa da diz çökmüyor...
Ne olurdu sanki gitmeseydin de bu kadar basitleşmeseydin?
Bırakmasaydın bendeki o devasa yerini,
O ruhunu sattığın katran karası gecelerde...
Şimdi ben bu kalabalıklar içinde yalnızım;
Ama senin gibi vicdanı lekeli değil, gururumla dimdik!
Bilmiyorum, daha ne kadar sürer senin bu pişmanlık cezan,
Daha ne kadar kafa tutar o zavallı hasretine,
Bu çelik gibi ruh, bu yıkılmaz beden, bu deli yüreğim...
🔥🔥🔥
Bir gün...
Bir gün elin boş, gözün yaşlı geri dönersin diye,
O her şeyin bittiği son zemheri geceye,
Sırf senin darmadağın olacağın o pişmanlık gününü görmek için daldım yine...
Seni nasıl bir inatla özlediğimi haykırdım;
Çöllere, kuruyan denizlere, geçit vermez vadilere...
Hasretin bende bir yara değil, senin boynunda bir utanç madalyası!
Kulağımda çınlayan sesin artık sadece bir pişmanlık çığlığı...
Ve o ebedi ölüm sessizliği içinde;
Sen, ben ve senin katlettiğin ikimiz...
Bir de senin avuçlarının arasından kayıp giden hayallerin kaldı geriye!
Biliyorum, geceleri yastığa başını koyduğunda hıçkırıklarla uyanıyorsun...
Ne sen bu vebali taşıyabilirsin, ne de ben seni bir daha affederim...
Zalimler ayırdı sevdiğim, evet;
Ama o zalimlerin en korkağı, en büyüğü sendin; kendi ellerinle ayırdın bizi!
🔥🔥🔥
"Beni yokluğunla kahrettiğini sanan sevgili...
Sen beni bitirmedin; kendi ellerinle kurduğun
o sahte dünyayı başıma yıktığını sanırken,
aslında kendi infazını imzaladın.
Şimdi git, o kimsesiz kalabalıklarında kendi küllerini dilen!
Bu yangının katili sensin, dumanında
boğulmak da senin cezan olsun."
🔥🔥🔥
Kayıt Tarihi : 17.06.2026 12:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!