Beni tüketen senin resmindi
Yastık altına sakladığım
İnce kara gözlerin
Bir çizgi gibi süzülüp
Rüyalarımı delerdi
Çam ağaçları, kütüphane önü
RÜZGÂR
Bir sağanaktan arta kaldık
Coşkusu dinerken damlaların
Kimsesiz çocuklardık yıkıntılarda
Öfkeyle sızlarken dizlerimiz
Her akşam
Karanlık toplarken gün kırpıntılarını
Şehir soyunur albenili panolarda
Işıklı camlarda şehir iskeleti
Bir damla alev şavkır alınlarda
ŞİİR
Bir ses assam cama
Cama bir kar düşse
Duyduğum bu tıpırtı, bu his
İlk sesi şiirin
Göğsüm yükselecek birazdan
Bozkırı yırttı dörtnala atlarımız
Adriyatik’e değdi kanatlarımız
Aştık uçsuz bucaksız sıra dağları
Geçtik sınır boyu yasak ırmakları
DEV BABA LET IT BE
Zürriyetten kesik hırpani bir gardiyan
Kan inmiş gözlerine elleri kocaman
Sarı sabah sokuluyorken
Fare deliklerinden
Yüreklerimizde ağır itiraf bezginliği
KASABA AKŞAMI
Boyun eğince ikindi gölgeleri günbatımına
Yankı yankı kaybolur hayatın uğultusu
Çalkalanır bir huzur kabında
Ufuk çizgisine katılan kasaba
Bulutlar telefon direklerine
Neler diyorsunuz?
Bulutlar yağmur mu eliyorsunuz?
Alınız al
Morunuz mor
Şeftali kırmızısı kan damlar
ÇİZGİLER
Işık sızmazdı saçlarımdan
Çiçeklerden söker alırdım renkleri
Adımı duyunca irkilirdi yapraklar
Ben hüzünlendim mi
Kirpiklerime saklanırdı yağmur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!