Hanif soylular (II) Şiiri - Yorumlar

Mehmet Sani Özel
325

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ortalık yangın yerine döndüğünde, pervane telaş üfürdüğünde, kusur addedilecek kimselerde, yararlılık beklenilen mahfillerde, hiçbir şey yapamayacak olanların mazereti çoktur. Yakışıksız gelişmelerin müsebbibi olarak gösterilecek bahanede çoktur. Başkalaşım tekniği teknolojiye eşdeğer hızda gelişme göstermiş ki, ummadığınız yerden veya yönden yumruk yemeye, laf işitmeye, garez görmeye alışık olmalısınız. Yoksa bu günkü yaşamı özümseyip hayattan zevk alabilmeniz, ruh ve mana ilişkisi kurabilmeniz pek mümkün değildir. Duvarlarında çıplak ayakla girilmez denilen yere, çırılçıplak girenleri görürseniz şaşırmayınız, zira onun bir etik’i açılımı, güncel tarifi vardır ve geçerliliği (af buyurun) dağdaki çobanla perdedeki rakkasenin hüviyetine aynı paralelde etkin değildir.

Vatan ve namus için can vermeye gelince ön sıralarda olanlar, hüviyeti mezhebi ve meşrebi sorgulanmayanlar, ilimden, ihsandan ve kamu nimetlerinden yararlanmaya kalktığında veya tercih koyması gerektiğinde ikinci, üçüncü sınıf muamelesi görürler. Edenler ve edilenler her ne kadar aynı zümreden olurlarsa da ettiren anlayış ve yorum, kendini (haşa) sürünün çobanı gibi görür ve kabul eder. Hatta derki; Hiç çobanın sürüye sorduğunu gördünüz mü, sizi nereye sevk edeyim v.s. dediğini? Halkı, ve onun irade beyanını bir sürü mahiyetine alıp yorumlayanlar, bunu açıkça ifade etmekten çekinmedikleri gibi onun çek ettiği demokratik açılımları, nevi şahsına münhasır bir anlayış ve muamele ile reddederler. Sorarsanız bu elit, seçkin tabaka yönettiklerinden daha çok Allah’a yakındırlar..

Yanlışa parmak basmak, hatayı belirtmek, kusurlu gidişatı su yüzüne çıkarmak, deyim yerinde ise; “Namuslu vatandaş olmak! ” Öyle kitapta yazdığı gibi, insanlık görevi, yurttaşlık gereği gibi anlaşılmaz, her zaman. Yazılı kuralların ötesinde geçeri dünya edep normlarına binaen de olsa, bir eğriliği, bir olumsuzluğu, bir aykırılığı, bir kanunsuzluğu ifade etmeye kalktığınızda bir gücü akamete uğrattığınız var sayılarak tazir görür, ihtar alır, hatta cezai müeyyideye bile mazur kalabilirsiniz. Buda demek oluyor ki, bilinmeyen kurallar bilenen kurallardan daha etkin ve geçerli. Yani yasal hakların yorumlanması, refah düzeyine göre, temsil yeteneğine göre farklı anlam ve cevap iktiza ettiriyor. Bu meyanda özgürlüğü hak etmenin ne kadar zor ve meşakkatli bir uğraş olduğunu anlamamak mümkün mü? ..

Siyaset yapmak, hele ki hakkı hukuku savunmak, egemenliği çoğunluğun iradesine devşirme gayretinde olmak, hukuku üstün kılmaya, adaleti sağlamaya çalışmak bilindiği gibi; “Ateşten gömlek giymek! ” gibicesine sabır ve sarsılmaz iman gerektiren bir kutsi iş. En büyük bela ve musibetleri onlar görür, en galiz ifadelere onlar maruz kalır, en beter iftiralara onlar uğrar ve en çabuk onlar kaderine terk edilirler. Sanılır ki, Yevm-il mahşerde sadece yöneticiler ve alimler (bilginler) sorguya alınıp kaderden ve kazadan sorguya alınacaklar. Halbuki tabanında kendi dönemine ait, sorumluluk ve yükümlülükten teferruat hesabı olacaktır. Meşru olmayan menfaatlere ram olduğum kadar, kötü gidişata verdiğim gönül, muhabbet ve müspet destek kadar, iki cihanda da bedel ödeyeceğim muhakkak ve mutlaktır..

Tamamını Oku

Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta