Ey benim zalim inadım
Ahd ettim seni kıracağım
İstediğin kadar dik tut başını
Sürteceğim yerlere burnunun ortasını
And içtim boğacağım seni
Gülümser şafak inleyen geceye şifalı nazarıyla
Her karanlık mecbur tükenmeye, tutsak adımlarla
Olmuyor, başka yol yok yanmadan olmaya
Varlık yokluğun ardında
Olmak narın harın da
Bazen yenilir insan, sana mecburen yenildiğim gibi;
Bazen bulamaz insan, sana benzer bir gül bulamadığım gibi;
Bazen üzülür insan, ölüm bizi ayırdığında üzüleceğim gibi;
İlahi;
anladım ki, adam olanların işi eda etmek,
bizim işimiz ise niyet etmekmiş...
Bir hayal mahseninde aradığım sendin,
Çok sonra anladım asıl bulunması gereken bendim...
Ateş edep tutar yangınımı görünce,
İncinir gece şafak sökünce,
Sinemdeki dert ölmeyi gerektire,
Utanır zaman ister ömrünü bitire.
Yolunun üzerinde imişim, geçerken uğramış;
İlahi, bilmiyor ki;
Mahallenin bütün sokaklarında mekan açtım;
Seni tanıdığımda kahverengiydi gözlerin,
Sonra sevgiliye döndü rengi,
Tıpkı bir bebeğin, göz renginin döndüğü gibi,
Ve sonra aşkın heyula rengi,
Her şeyin olduğu, ama hiçbir şeyin olmadığı bir serap gibi,
Evlendik, ışıl ışıl eşe büründü gözlerin,
Başımı döndürdü bu çay benim
İçine aşk'mı attın güzelim
Ne zaman yaktım sigaramı bilemedim
Habersiz yakan aşkın mıydı güzelim
Görmemişim hiç gülen birini
İlham;
derinliklerinde bir birinden güzel, gösterişli ve harikulade balıkların yüzdüğü, dipsiz bir okyanus;
veya sonsuz bir ufukta, eşi ve benzeri olmayan, muhteşem güzelliklere sahip, sayısız yıldızlar gibidir.
Şairlerin sözleri ise, ancak o okyanustan içebildikleri ve o ufuktan görebildikleri kadardır...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!