Kırk makamın gönüldür sarayı,
Ayırt edemez olmuş akla karayı,
Her şeye ölçek eylemiş parayı;
Hesabı bitmeyen malı neyleyim?
Harama el açıp, sofralar kursan,
Bir ömür taht üstünde dursan,
Cümle alemi hep karşında görsen;
Huzuru olmayan kârı neyleyim?
Yüzünde maskeyle gezene yazık,
Dostun sofrasında haramdır azık.
Sırtında dosttan yesen de kazık;
Vefası olmayan eli neyleyim?
Gönül sarayında kibir varsa eğer,
Cihanı alsan da kaç paraya değer?
Yaradan'a kul olan, boynunu eğer;
Aşkla pişmemiş o dili neyleyim?
Altından kadehle zehir içilmez,
İnsanlık libası parayla biçilmez.
Sırat-ı müstakimden asla geçilmez;
Hakk'a varmayan sonu neyleyim?
Kul hakkı heybede en ağır yükse,
Boynun Yaradan önünde bükükse,
Gözyaşın pişmanlık olup da aksa;
Vebali bitmeyen yolu neyleyim?
Vakit gelir, çalar vadeye kurulan saat,
Ecel kapıdayken ne işe yarar vaat?
En büyük hazine, bir kuru kanaat;
Şükürden bihaber dili neyleyim?
Toprak olur gider o mağrur beden,
Var mıdır dünyada bakiye giden?
Yıkıp da gönülleri eyleme sitem;
İçinde gül bitmez çölü neyleyim?
Sonu bir kefendir, gidilen yer dar,
Söyle, bu dünyadan kime kalmış kâr?
İnsanlık ölmezse, işte o tek var;
Özünde Hakk olmayan hali neyleyim?
Kayıt Tarihi : 20.04.2026 23:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!