Gözünü kör etmiş hırsın karası,
Kapanmaz ruhunda dünya yarası.
Gelse de ömrünün son durak sırası,
Seni de savurur yalan dünya işte.
Sırtına giydiğin ipekten çulun,
Kulu olmuşsun sen paranın, pulun.
Toprağa girince o mağrur kulun,
Sırrını bitirir yalan dünya işte.
Altın sırmalı o tahtlar yıkılır,
Sana da daracık bir yer bakılır.
Boğazına mühür bir gün takılır,
Dilini susturur yalan dünya işte.
Sarayı, köşkü de bırakıp gidersin,
Ektiğin ne varsa onu da biçersin.
Ecel şerbetini bir gün sende içersin,
Tadını kaçırır yalan dünya işte.
Dost dediğin kimdir hepsi bir hayal,
Gidince kalmıyor ne taht ne de mal.
Nefsine kapılıp olma hiç delal,
Yolunu şaşırtır yalan dünya işte.
Kefenin cebi yok neyi alırsın?
Issız bir kuyuda yalnız kalırsın.
Kibrinle yanar da kararır kalırsın,
Külünü savurur yalan dünya işte.
Güneşin batınca kararır her yan,
Kalmaz bu alemde ne can ne canan.
Gözünü aç artık ey gafil uyan,
Rüyanı bölecek yalan dünya işte.
Vefası olmayan kalleş bir handır,
İçinde yandığın koca yalandır.
Geriye kalan bir tek kuru candır,
Onu da alacak yalan dünya işte
Artık vakit doldu kapandı perde,
Dermanın kalmadı düştüğün yerde.
Seni yalnız koyup en ağır dertle,
Sırtından vuracak yalan dünya işte.
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 01:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!