Adalet... Vuslatı mahşere kalanların sesi...
Gümüş teller sarmış çehremi, nefesim daralır bu dar sokakta,
Bir tutku ki prangalı, ruhum her gece başka bir durakta!
Arda’dan Hasan’a bir kuyu derinliği, içimizde sönmeyen nâr,
Leyla’nın masumiyeti toprağa düştü, dünya artık bize dar!
İkbal ve Ayşenur, surlarda yankılanan o dehşet-i feryat,
Özgecan bir meşale, yandıkça aydınlanır bu kirli hayat!
Adalet! Ey vuslatı gecikmiş saadet-i uzmâ!
Mizan kurulur elbet, kaçacak yerin yok dünya!
İsimler dökülürken bir bir kara toprağa...
Sükût etmek züldür! Sığmaz bu can bu alçak sokağa!
Gülistan bir muamma, Narin bir çiçekti kopardılar dalından,
Eren'in nidası yükselir Maçka’nın puslu dağından...
Aybüke'nin son bestesi yarım kaldı, notasında kan izi,
Bu ne müthiş bir elem, bu ne bitmez bir vicdan dehlizi?
Pınar, Şule, Rojin... Her biri birer yara-yı rânâ,
Adalet beklerken solan canlar, emanet artık her biri Rahman'a.
Fatih, Aslı, Sabiha, Burçin, Sevcan ve Batuhan!
Kıvanç, Nagihan, Furkan, Hiranur ve Hilal!
İsimleriniz; semada birer yıldız, arşta birer ağır sual!
Sustukça sıra bize gelir, bu ne dehşet bir ihtimal?
Botan, Alperen, Nisa... Sabîler ki cennetin en saf mülkü,
Dikenli teller çekilirken pamuktan, yarım kaldı her bir türkü!
Adalet! Ey vuslatı gecikmiş saadet-i uzmâ!
Mizan kurulur elbet, kaçacak yerin yok dünya!
İsimler dökülürken bir bir kara toprağa...
Sükût etmek züldür! Sığmaz bu can bu alçak sokağa!
Adnan, Ayşe, Eser, Murat... Unutma.
Seda-yı mazlum... Arş-ı alada yankılanır...
Su Dilam, Açelya, Ceren... Hesap günü yakın.
Adalet... El-Adl... El-Adl...
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 04:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!