Hak bir gönül verdi bana ha demeden hayrân olur
Bir dem gelir şâdân olur bir dem gelir giryân olur
Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmuş gibi
Bir dem beşâretden doğar hoş bağ ile bostân olur
Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerh eyleyemez
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
ÜZÜLDÜM…
.
“GÜNÜN ŞİİRİ” YETKİLİLERİNDEN BİR DÜZELTME RİCASINDA BULUNAYIM.
LÜTFEN ŞİİRİ BENİM DÜZENLEDİĞİM ŞEKLİDE BEYİTLER HALİNDE KAYDEDİNİZ.. DOĞRUSUNU KAYNAK GÖSTEREREK YAZDIM.
…
“HAK BİR GÖNÜL VERDİ BANA” veya uyaklarına göre “HAYRAN OLUR – GİRYAN OLUR” diyebiliriz şiirin başlığına.
‘HAK’a hakikaten gönül vermiş bir ermişe, dervişe, Hak âşığına böylesine rencide edecek sözler söylenmesine, neredeyse küfür edercesine hakaret edilmesine gönlüm razı olmadı.
Yunus Emre cahilin cahilliğini, kaba sofunun sofuluğunu, din bezirgânı kesilenin yobazlığını, inançsızın inançsızlığını yüzüne vurmaz. Kendi üzerinden misaller verir şiirlerinde. Kendisi öyleymiş gibi anlatır doğruları, Hak yolunu.
Allah’ın yarattığı hiçbir canlıyı kırmak, üzmek, rencide etmek onun anlayışında yoktur.
Tabiattaki her şeyin, her zerrenin Allah tarafından yaratıldığına kesinlikle ve şuurluca inanır. Onun için istisnasız her şeye “Rabbim ne yaratmışsa güzel yaratmıştır. Her ne var ise Rabbimin eseridir” felsefesiyle bakar mevcudata.
Kötüleri yaratan da Allah, iyileri yaratan da…
Tasavvuf ’un kurucusu Ahmet Yesevi’den en son mutasavvıfa kadar, gerçek mutasavvıfların, Allah’tan başka ne aşkları, ne meşkleri olmuş. Kur’an’dan başka, Hz. Muhammet’ten başka rehberleri, yol gösterenleri olmamış.
Tasavvuf’un İslam felsefesinden başka bir şey olduğunu düşünmek akıl kârı değildir. O zaman müfessirlere ve yaptıkları tefsirlere de inanmamak lazım. İlm-i hallere de inanmamak lazım. Âlimlerin İslam ilmi adına yazdıklarına da inanmamak lazım.
Mezheplere, mezhep kurucularının sözlerine, gösterdikleri, izledikleri yollara da inanmamak lazım. Yüzlerce, binlerce “sünnet”e, “hadis”e de inanmamak lazım.
Bir şeyleri gönüllere kazımak için en sade, en anlaşılır, en etkili şekilde anlatmak lazım gelir. Bunun en güzel yollarından biri şiirle dile getirmektir. Dörtlükler, beyitler mıh gibi akıla çakılır, yüreklerde sıcak fırtınalar estirir. Unutulmaz…
Madem “cahil Müslümanlar” deniliyor, öyleyse neden cahillik sebebi yazılmıyor?
Sadece, Kur’an’ı kıraatine göre “tecvitli” okumak, Arapça bilmeyenler için anlamış olmak mı oluyor?
Tam da bu noktada anlayanların tefsirlerine, ilimlerine, ruhlarına, yürek seslerine ihtiyaç olduğu muhakkak.
…
BİRAZ DA ŞİİR HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ SÖYLEYELİM.
Şiiri ilk okuduğumda, bu şiir Yunus Emre şiiri olamaz dedim. Yunus, şiirlerinde genellikle uyaklara hâkim olmasına rağmen, rediflere de oldukça fazla yer vermiştir. Zira anlam daha ön plandadır şiirlerinde.
*
ELİMDEKİ DÖRT KAYNAK KİTABA “YUNUS EMRE” KİTABINA BAKTIM.
AHMET KABAKLI’nın 3. Baskı kitabında şiiri bulamadım. Bütün kitabı incelemem gerekirdi.
FATİH BASUT’un kitabında antoloji’de olduğu gibi verilmiş. Yani dörtlükler halinde. -YANLIŞ-
RIDVANOĞLU –Erhan Yayın Dağıtım’ın yayımladığı kitapta “BEYİTLER” halinde verilmiş.
SEVGİ GÖKDEMİR – AYVAZ GÖKDEMİR’in Yunus Emre - GÜLDESTE, kitabında ise “BEYİTLER” halinde verilmiş.
Doğrusu da zaten “BEYİTLER” halinde olanıdır.
Normal kafiye sesleri “–ân” sesleridir. Beyitler “olur” redifleri ile tamamlanmıştır. Ayrıca beyitlerde iç kafiye vardır.
…
“Bir dem dalar hikmetlere Câlînus u Lokmân olur”
“Calinus ve Lokman” hikmet sahibi hekimlerdir. “Calinus” özel isimdir, ilk harfi büyük yazılır.
…
NOT: Yaşadığımız korkunç felakette hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Milletimize geçmiş olsun diyor, bir daha böylesi büyük felaketler yaşatmaması için Rabbime dua ediyorum.
“GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYEM”
…
Hikmet Çiftçi
09 Şubat 2023
*
ŞİİRİN BEYİTLER ŞEKLİNDEKİ DOĞRU ŞEKLİ AŞAĞIDADIR.
. . .
Hak bir gönül verdi bana ha demeden hayrân olur
Bir dem gelir şâdân olur bir dem gelir giryân olur
.
Bir dem sanasın kış gibi şol zemheri olmuş gibi
Bir dem beşâretden doğar hoş bağ ile bostân olur
.
Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerh eyleyemez
Bir dem dilinden dür döker dertlilere dermân olur
.
Bir dem çıkar arş üzere bir dem iner taht-es-serâ
Bir dem sanasın katredir bir dem taşar ummân olur
.
Bir dem cehâletde kalır hiç nesneyi bilmez olur
Bir dem dalar hikmetlere Câlînus u Lokmân olur
.
Bir dem dev olur yâ peri vîrâneler olur yeri
Bir dem uçar Belkîs ile sultân-ı ins ü cân olur
.
Bir dem varır mescitlere yüz sürer anda yerlere
Bir dem varır deyre girer İncil okur ruhbân olur
Bir dem gelir Îsâ gibi ölmüşleri diri kılar
Bir dem girer kibr evine Fir'avn ile Hâmân olur
.
Bir dem döner Cebrâil'e rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelir gümrâh olur miskin Yunus hayrân olur
.
Yunus Emre
Vahdet-el vücut denen sapık tarikatın sadık ve önde gelen isimlerinden olan bu zat, saçmalamalarında o kadar ileri gitmiş ki, vazifeli meleklerin dışındaki meleklerin bile ulaşamadıkları Arş'a (Allah'ın bi-misal tahtına) kadar ulaşmış, hatta -haşa ve kella- onun üstüne bile çıkmıştır. Bununla da iktifa etmemiş, kendini İsa peygamber'in yerine koyarak, sırf ona mahsus olan ölüleri diriltme mucizesine imza atmaya kalkmıştır. Bunu da kafi görmeyerek, Kendini -haşa ve kella- dört büyük melekten birisi olan ve vahiy işleriyle vazifeli olan Cebrail -a.s-'ın yerine geçirerek her mahfile rahmet saçmaya kalkar. Bununla da iktifa etmeyen bu kişi, muharref (tahrif edildiği için Allah tarafından hükmü kaldırılan) İncille halkı irşad(!) etmeye tevessül eder. Bu görev de kendisini kesmeyince Allah'ın ebedi cehennemliklerden kılıp helak ettiği sahte ilah Firavun ve onun yakın adamı Hamanlığa özenip kendisini onların yerine koymaya kalkar. Bu kadar sapık ve gayr-i dini ve gayr-i mantıki eylemlere imza atmak istemesinin tek nedeni, mensubu olduğu sapkın tarikatın sapık fikirlerine meşruiyet kazandırmak ve ayetten hadisten bi-haber olan avamları hak yoldan çıkarıp kendi sapık yoluna ısındırmaya ve özendirmeye çalışmaktır. Zira,Onların inandığı tarikata göre, Musa -a.s.- ile Firavun arasında bir fark olmadığı gibi, son hak kitap olan Kur'an ile muharref İncil arasında da bir fark yoktur. Yine onlara göre kainattaki cümle mahlukat ve mevcudat -haşa ve kella- Allah'ın vücudun parçalarıdır ve cüzleridir. Dolayısıyla da, Firavun da, Musa da Nemrut ta İbrahim -.a.s- da, Muhammed -s.a.v- de Ebu Cehil de, cennete gideceklerdir. Çünkü Allah kendi vücudunun parçaları olan bu kullarını cehenneme değil ancak cennete koyardı. Muhyiddin el-Arabi denen zat bu gibi sapık fikirleri bizzat sözde tefsirine koyarak, cahil müslümanları acayip bir sapıklığın girdabına atmıştır. Cümlesine, Lanetullahi aleyh!
teşekkürler
Bir dem döner Cebrâil'e
Rahmet saçar her mahfile
böyle klavuzlara rağmen, gelinen duruma şaşırıyorum...
Manasını Anlayabilmek isterdim , bilmediğim birçok kelime ,öğrenmek gayretim var elbette .Ruhu şad olsun ..
o yunustur o yunus
derya değil okyanus
yunus sevmişti sevmişti kendini yaratanı
düşün nice hal bekler böyle aşka çatanı
bu beyitte benim yıllar önce yazdığım bir şiirde yunusla ilgili kısmıydı
selam olsun
hiç,yanik yalan mum/u koymadik koymayiz aninda sondururuz
siir yasamdir,siir yureklerin onurlu sesi,siir gerçegin kendisidir
gerisi hikàye demedik oyku masal bizimdir yazar dururuz
Làkin..
alinip bizden çalinan iki/yi boyamakla olmuyor bilen bilir
AŞK İMAMDIR BİZE
Aşk imamdır bize, gönül cemaat,
Kıblemiz dost yüzü, daimdir salat.
Can dost mihrabına secdeye vardı,
Yüz yere vuruban eder münacat.
Beş vakt tertibimiz bir vakte geldi,
Beş bölük oluban kim kıla taat.
Şeriat der ki bize şartı bırakma,
Şart o kişiyedir eder hiyanet.
Dost yüzün görücek şirk yağmalandı,
Onun için kapıda kaldı şeriat.
Münacat gibi vakt olmaz arada,
Kim ola dost ile bu demde halvet.
Kimsenin dinine hilaf demeyiz,
Din tamam olıcak doğar muhabbet.
Erenler nefsidir şu devletimiz,
Onun çün fitneden olduk selamet.
Kalu bela dedik evvel ki demde,
Dahi bugündür o dem-ü bu saat.
Doğruluk bekleyen dost kapısında,
Gümansız o bulur İlahi devlet.
Yunus öyle esirdir o kapıda,
Diler ki olmaya ebedi rahat.
Yunus Emre
emek dedik hak bildik onur duyduk uydurugadir demedik
ates dedik alev dedik har dedik insan yakmayadir demedik
BANA NAMAZ KILMAZ DİYEN
Bana namaz kılmaz diyen,
Ben bilirim namazımı.
Kılar isem, kılmaz isem,
O Hak bilir niyazımı.
Hak'tan başka kimse bilmez,
Kâfir, Müslüman kimdiğin.
Ben kılarım namazımı,
Hak geçirdiyse nazımı.
O nazı dergâhtan geçer,
Mânâ şarabından içer.
Hicabsız can gözün açar,
Kendi siler dost gözünü.
Dost burdadır belli beyan,
Dost dîdârın gördüm ayan.
İlm-ü hikmet okuyanın,
Buna değindir azimi.
Gizli sözü şerheyleyip,
Türlü nükteler söyleyip,
Değme ârif şerhetmeye,
Bu benim gizli razımı.
Sözüm mânâsına erin,
Bî-nişandan haber verin.
Dertli âşıklara sorun,
Bu benim dertli sözümü.
Dert âşıkın dermanıdır,
Dertli âşıklar ganîdir.
Kadir-ü kudret ünüdür,
İşitenler âvâzımı.
Dost isteyen gelsin bana,
Göstereyim dostu ona.
Budur sözüm önden sona,
Ben bilirim kend'özümü.
Yunus imdi söyle Hakk'ı,
Münkir tutsun sana dakı.
Pişipdürür Hakk'ın hânı,
Ârifler tatsın tuzumu.
Yunus Emre
Bu şiir ile ilgili 41 tane yorum bulunmakta