Pazar kamyonu
köye gelen her arabanın peşine düşer
soluğumuz taşana kadar yarışırdık
çoban köpekleri gibi
kasabanın pazarı Pazartesiler
ya da Senirkent pazarı Cumartesi günleri,
pazardan gelecek babalarımızı
(bazara ğedmeseler bile)
bize alınacakları sıralardık
zengin çocuklarının hayal gücüne
çaresiz kalır, boyun büker, şapka çıkarırdık
fakirliğe,
kendimizin değilse bile
babamızın pazara gidememişliğine
hayıflanırdık,
arkasından koştuğumuz kamyondan iner
birer-ikişer
Kör Kamilin, Cura’nın
kamyonuyla pazara gidenler
boynundaki lamba-pacasını koruyarak
kasketlerinin tozlarını alırlardı dizlerine vurarak
kol yenleriyle kaşlarını sıvazlar
tozdan arınırlar
olmadı silkilinir
heybeler indirilir
kimler, neler
zenginler; neler, neler almışlar,
seyre dalardık,
ilk fırsatta bize de alınması için nazlanırdık
kamyonun kasasındakiler dikkatlice uzatır
kasaya ardılmış heybeleri
önce ısmarıçlar sahiplerine teslim edilir
üste kalan para varsa verilir
parası yetmemişse
“-biz bobanına hallederiz” denilir
hele alınan, kendimiz içinse
“-dooru eve”
adeta uçardık,
illa çocuklara pantul pabıç
penisilin-gripin, çay-şeker, ısmarıç
her çocuk kendine alınmışçasına sevinç içindedir
sonra elbirlik
kahve önünde muhtarın
mektupları dağıtması beklenir
komşuları dahi kollardık,
Kayıt Tarihi : 15.10.2007 12:25:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
TÜM YORUMLAR (2)