Mevsim hazan
İçim zemheri kış
Ölüm
Yaralı kuşun kanatlarına tutunur bekler ya hani
Minicik yüreği titrer
Nefes nefese kalır
Can kafesinden uçmak ister ya
Öyleyim işte
Adını koyamadığım bir soğukluk yokluyor arada
Sol yanımda saplanıp kaldığın yerde dolaşıyor
Bedenim hissiz
Üşümelerim ondandır
Kaç mevsim eskittin gözlerimde söyle
Üzüm buğusu gözlerimle
Hasretini demliyorum
En koyusundan
Katran geceler şahit
Bir saigara yak diyorum
Bir de sevdiğimiz gibi
Fincanda pişmiş orta şekerli Türk kahvesi al yanına
Unuttum işte
Pencere kenarında sabahladığım yalnızlıklarımın içine
Onları da gömmüştüm ben
Güz sancısı bu
Gözyaşlarım cebimde geziyorum
Kirpiklerim bana ihanet ediyor
Soluğu deniz kenarında alıyorum
Boğulur gibi ağlıyorum
Aşk şarkılarım konuşuyor
Sana yazılmış en güzelinden
Notalar kalbimden yüreğine vuruyor
Duyuyor musun sevgili
Her satırda seni bana yazıyorum
Bir sana vurgun bu deli gönül
Yağmurlara ısmarladım bizi
Kundak yaptım masum sevgilerimizi
Dudaklarımla mühürledim
Yakamoz gözlü sevgilim
Denizin kalbine bırakıyorum
Ruhumun ezgileri çalıyor dinliyor musun
Alıcı kuşlar selâmını getirdi
Kurtar beni senden
Müebbete mahkum ettiğin yüreğimi geri ver
Ölüyorum demişsin
Tut ki öldün gözyaşları yağmurlarının ortasında
Yamalı gönlüm kabul etmiyor özrünü
Gücenmişliğimle ben senin kıyametinim
Gözlerim mahşerin
Kırık ikindi yağmurlarında ıslanmış
Deniz yüreğim üşüyor
Ben vazgeçtim
Ona söz geçiremiyorum
O bir tek o
Vazgeçmiyor
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta