Bazen kırgınım sana, bazen kırıcı. Bazen belirsizim, bazen keskin. Her düşün ayrı bir gerçekliği sirayet ediyor kalbime. Bazen sen oluyorum, bazen sensiz. Zihnim dolu, dilimin ucu acı, kalemimin ucu bitik. Düşün, söyleme, yazma. ‘Belki’ diyeceğim ama belkiler kifayetsiz, ‘bence’ diyeceğim fakat duymaya mecali yok kimsenin. Bir kentin meydanına alışmış güvercinler gibiyim. Önüne gelenin sevdiği, merhamet edenin doyurduğu kadarım. Boynumda güvercin gerdanlığı, kalbim aheste, ben büyük bir şehrin kent meydanında ufacık bir kafeste. Nefesim yetmiyor buna dayanacağım, sen gelmiyorsun buna da. Seversin bir gün olur da, haber yolla kent meydanından vefalı bir arkadaşla..
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Şiirinizi
beğeni ile okudum
Şiirinizi
beğeni ile okudum
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta