Yargıladığının ifadesini almayan ahmak
Türk'ün altın mazisiyle övünmek hakkın değil
Sormadan soruşturmadan adice yaftalamak
Kalleşe göre bir iş adama değil
Ruhu bedeni kalemi Türk diye inleyen bir nefere
Çı cu çü demek marifet değil
Koyulaşsın bakalım üzerimdeki gökyüzü
Bastığım asfaltlar olsun bir anda çamur
Felaket rüzgarları mahrum bıraksın beni tüm servetimden
Kükreyerek gelsin azgın yeis,çıldırmışçasına üzerime
Dahi sarsın etrafımı milyonlarca alaycı bakış
Ve varsın şeytanların ve şeytancıkların qbedduası eksik olmasın üzerimden
Gök Kubbe
Açta ellerini gök kubbeye titret onu bir sefer
Gör bak rahmet ağacından payına neler düşer…
Gürkan Karaçam
Bir avuç kaldı malumum kara artık akciğer
Sen Allah değilmisin, al beni artık yeter
Sol kolum titrer oldu irademin dışında
Deniz sanıp dalmıştım kedermiş hayat meğer
İrademi çelik sandım yuh bana odun çıktı
Geç kalmaktan
Gülücüğüne sebep olamamaktan korkuyorum
Yaptığım yığınla hatanın
Gölgeler içinden süren o ebedî, kadim iz,
Çam da bizim, kozalak da, biz o gizli hücreyiz.
İzliyoruz zevatı, vakti var her hamlenin,
Kibir kuleleri devrilir, zaman sükût eder nihayet;
Zafer dün de Allah’ındı, ezelden ebede yine O’nundur elbet
Gök çekilse aradan, devrilse zamanın çarkı,
İman; avucumda kor, göğsümde sönmeyen yankı
Cihan dar bir kafesmiş, ömrümüz bir ürkek kuş,
Tutasın gelse neyler, her basamak bir yokuş?
Sığınak sanılan yer, ruhu zincire bağlar,
Huzur dediğin ancak sonsuz göklerde çağlar.
Kırıp fani bükümü, süzülmek var mavide;
Veren de O’dur derdi, dindirecek olan da yine,
Sığınan bir gönülde dert, inkılâp eder düğüne.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!