Yükledim sırtıma dert küfesini,
Dinledim gurbetin soğuk sesini.
Gönül bir kuş olmuş, açmış kafesini,
Gurbetten sılaya uçasım gelir.
Yollar duman duman, dağlar kar imiş,
Hasret dedikleri bitmez zar imiş.
Mezarım olsa da toprağım orda,
Gurbetten sılaya geçesim gelir.
Yabancı bağında gül derilmiyor,
Vuslatın kapısı hiç verilmiyor.
Buralarda güneş, can diriltmiyor,
Gurbetten sılaya göçesim gelir.
Gözümde tütüyor anamın aşı,
Eridi içimde sabrımın taşı.
Silip de gözümden akan şu yaşı,
Gurbetten sılaya kaçasım gelir.
Nakarat
Ah sılam dersin, yanar durursun,
Gurbetin kahrını sineye vurursun.
Yollar mı bağlandı, diller mi sustu?
Bir nefes huzuru orda bulursun.
Salim Erben
Türkünün Hikayesi: "Köz ve Toz"
Her yanık türkünün ardında yarım kalmış bir yaşanmışlık vardır. Bu şiirin hikayesi şöyle gelişti
Yıllar evvel, Anadolu’nun bir köyünden rızkını aramak için yola çıkan bir genç, "Birkaç yıla döner, evimi barkımı kurarım," diyerek gurbete (belki de uzak bir metropole gider. Ancak hayat planladığı gibi gitmez. Gurbetin "soğuk sesi" sandığından daha sert çıkar.
Yıllar geçtikçe biriktirdiği paralar, kaybettiği gençliğinin ve ailesinden uzak kaldığı bayramların yerini tutmaz. Bir akşam vakti, yabancı bir bahçede açan güllere bakarken onların kendi köyündeki güller gibi kokmadığını fark eder. Güneş doğsa da içindeki üşümeyi dindirmez. Anasının tandırda pişirdiği aşın kokusu burnuna gelince, eline kağıdı kalemi alır ve "Gurbetin tozu gözüme kaçtı, sılamın közü yüreğime düştü," diyerek bu dizeleri döküverir.
Salim Erben
Kayıt Tarihi : 28.12.2025 18:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!