06 Ekim 1969- Ankara
Ali emmi babadan kalma,
Yıkık dökük kerpiç ev ile,
Bir çift sarı öküzü,
Ölü fiyatına sattı da gitti gurbete,
Ardından Ahmet’ler, Mehmet’ler,
Sıra sıra, dizi dizi,
Askere gider gibi gittiler,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




İçimizden birinin, hepimizin hikayesi 'Gurbet'...
Kanayan, kanamaya devam eden yaralarımızdan birinin şiiri bu...
Şimdilerde 'Gurbet', sadece Almanya olmaktan çıktı, kendi ülkemizin içinde de gurbete çıkar oldu insanlarımız. Çiftini çubuğunu satıp büyük şehirlere yerleşmek arzusu aynı kötü sonu getirmiyor mu?
Mersin, şu anda Türkiye'nin her ilinden göç alıyor... Aynı İstanbul'a benzedi. Kozmopolitan bir şehir oldu... Nüfusunun yarıdan çoğu gurbetçi! Yine tam puanımla...
Diline ve yüreğine sağlık...
Sevgilerimle...
Nafi Çelik
Harika bir öykü olmuş, akıcı, anlam ve anlatım ise harika, ellerinize, yüreğinize sağlık, tam puanımla sizi tüm kalbimle kutluyorum, kaleminiz var olsun. Selam ve Saygılarımla.- Berkay Kur.
Sn. Soydan,
Gurbet şiiriniz de kesinlikle bir öykü değil. Yalnız belirli noktalarad, belirli aşamalarda giriş gelişme ve sonuç bölümleri belirlenseydi kanımca daha başarılı olurdu. Sizler öyküyü düşünerek yazmışsınız ama, bu da malesef öykü deği. Şiirsel öyküler Dante Allegriari'nin Cennet-Cehennem-Araf isimli eserinde dile getirilmiş. Anlatım biçeminiz yine toplumsal anlayışımız, yağşama düzenimizle örülmüş.. dünyaya bakışımız oldukça ön planda tutulmuş ki, bu işlem olarak çok doğal. Sadece dildeki anlatım biçemi kısmen öyküye yaklaşıyor. Şiirsel imgeleme yerine yaşamın katı kuralları işlenmiş..
Başarılar diliyorum.
Değerli dost şair, şiirin çok güzel ve akıcı ancak gurbetin gerçek manasını gurbette yaşayan anlar. Bilmiyorum hiç gurbetlik yaşadınızmı ama sanırım bir gün yaşarsanız mutlaka bu şiirden daha güzellerini yazabilirsiniz. Şiirinizi çok beğendim.Tebrikler. Kaleminiz daim olsun.
Bu Alamanya ne umutları söndürdü ne ocakları yaktı kimbilir.......Yüreğinize sağlık tebrik ederim, bir destan olmuş...Sevgiler saygılar..
Bir cok kisinin icinde kendini bulabilecegi bir siir cünkü siirde anlatilanlar o kadar cok yasandi ki.. Inceliginiz takdire sayan sayin Soydan.. Gurbettekilere dediginiz icin, ben de gurbette yasayan birisi olarak, kendi adima size gönül dolusu tesekkürlerimi sunuyorum.. Sevgilerimle..
degerli sair arkadasim, öncelikle bu siir icin gurbetciler ve kendi adima cok tesekkür ediyorum... büyük bir incelik örnegi gösterip beni duygulandirdigini bilmeni isterim... siire gelince; öyle bir dil ve ifade kullaniyorsun ki her okuyan siirde kendinden, ailesinden, köyünden v.s. bir sey bulabiliyor... bu gidisle güzel Türkce´mize sayende siir seyretmek deyimi yerlesecek... tebrikler ve bir kez daha tesekkürler...
Bu siiri ben de ustume alindim... cok tsk ederim, yureginize saglik, dost...
farklı bir konu işlemişsiniz..... hemen hemen her köyümüzde buna benzer olay yaşanmıştır.... güzel vurgulamışsınız yüreğinize sağlık........... selam ve saygılarımla........
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta