Bir kış akşamı yürüyorum
Ayaklarım yere sağlam dokunsa da
Kayıp, gidiyor kaldırımlar
Eylül' ün bakışlarında hüznü seziyorum
Ona söylemek için güzel sözler arayıp
Aklımı zorluyorum
Acıyı veya sevinci
Duygusuzluk koyar insana
Birini güzel bulmak yetmiyor işte
Değer vermekle bitmiyor
Aşkı beslemek gerek
Nasıl yapar bunu
Bir insan evladı
İhaneti yaşayanlar bilir sadece
O içine çekilemeyen nefesi
Sırtına saplanan bir bıçak
Bazısına hırs verir
İlhamım tükendi bu gece
Şahsı tatmin etmek için
Kendiminkinden yazıyorum
Bir periden gelmez hep hece
Mürekkebi kararmış kırmızı kanımdan yapıyorum
Lena zamanımız ters bizim
Sen sabah kalkarsın, ben yatarım
Lena sen temizsin bakımlısın
Ben afyonum patlamadan sigara yakarım
Beş ayaklı bir garip masa
Kimi milliyet peşinde kiminin evi yok
Kimi sevgilisinden ayrılmış kimi aşık
Kimi de sevgili peşinde
Beş ayaklı bir garip masa
Birlikte tutuyorlar dünyayı üstlerinde
Seçim yapma işi benden sorulmaz
Net ifadelere ise sahip değilim
Benim için çok kolay
Her şeyden vazgeçerim
Hemen, hemen
Değişiverir tavırlarım
Artık eskisi gibi değil
Basit yazmayı sevemiyor
Eskiden karalayıp yazdı
Şimdi hece de sayıyor
Artık gece geyikli değil
Kırmızı atletli, siyah kinetix ayakkabılı genç
Kahverengi gömlekli koca kalçalı kardeşim
Sigara içip Nişantaşı'nda gül satan ağabey
Kiloduyla Sarıyer sahilde uzanan dayı
İban numarasını ezberleyen kokoreçci
Evine düşen kağıttan ışık giren Halil Sezai
Elimi mermerlere sürtüyorum
Hissediyorum artık oradayım
Güneşte sütunun göz alışını
Ve gözlerim kapalı izliyorum
Taş parçasını kıskanıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!