Biz kendimize yazdığımız bir efsanenin içinden çıktık, yaralandık, hüzünlendik, ağladık, ayrılık şarkıları yazdık, dinledik, sonunda kendi sonumuzu da yazdık, efsane bitti, şimdilerde yaşama tutunma zamanları...
Belki yeni yeni aşklara özendik, belki de o aşkın içinde kaldık ama yaralarımız hep kabuklarını söktürdü bir yerlerde...
Belki de sevmelere yeni yeni kapılar açılacak, belki de küskünlüğümüzün nazı kendimizde kalacak, belki de geleceğe hep özlem duyacağız, geçmişin naralarından kurtularak, ama bir gün, evet bir gün sen de anlayacaksın beni...
Belki sende özleyeceksin o günlerdeki nefesleri, belki sen de diğerleri gibi basıp keseceksin geçmişin gölgelerini ama unutamayacağın sessiz sesler kalacak sadece geride...
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı