Duydun mu can sıcacık, kanım aktı içinde
Soluduğun havada, her nefeste ben varım
Esir ettin, bağladın, sımsıkı ellerimi
Göğsündeki yaşayan, o kafeste ben varım.
Kirpiklerin yaşında, saçlarının ucunda
Şu şafağın sonunda, şu köşede, şu uçta
Sen varsın, sen varsın hep; bilir misin sen Leylâ
Pınarda akan sensin, içilen her avuçta
Kapım açık beklerim, gelir misin sen Leylâ
Martılar seni söyler, çiçekler senli kokar
Bu sabah bir kuş
Pençeremi tıklattı
Muştulu haberlerle
Gönlüme neşe kattı
Çocuklar artık
Ağustos’ta 17, gecenin saat üçü, kuşların feryadı var
Marmara’nın üstünde... Az sonra yer çökecek, az sonra
gök kapkara... Uyananlar, uyanamayanlar... Allah’ım...
Allah’ım! Yüreğim daralıyor... Marmara üstünde bir bulut;
kapkara...Az sonra yürekler dağlanacak... Az sonra çığ-
lık çığlık gökyüzü; kuşlar,bulutlar, ağaçlar... Az sonra,
Oğlum hayat damarda
Bir sıçrar da BİN olur
Bayrak ona emanet
Milletime ŞAN olur
Melhem odur her derde
Geldiğinde haber ver, beklemekten yoruldum
Sırma saçlım yoksun sen, yine yoksun bu sabah
Yıllar beni terketti, ben onlara darıldım
Hüzün yüklü gözlerim, kime baksın bu sabah.
Çok özledim, özledim; hem de çokça uykum var
Hiç kimse gözlerimi, senin kadar üzmedi
Günlerimin kadrini, bilen olmadı gülüm.
Her seherde uyanık, yollarını gözledim,
Kapımın o zilini, çalan olmadı gülüm.
Düğün yaptım, sen gelin, papatyalar şahidim,
Acıları yıllardır, yaşadık biz ikimiz
Benim kahrım çekilmez, sen çektin Ceylan Gözlüm
Bu nasıl nota böyle, çalmadı hiç şarkımız
Kör talihi sevginle, sen yıktın Ceylan Gözlüm
Duruşun, yürüyüşün, yıllar sonra iz bıraktı
İşte gülüm bugün ben, senin adını andım
Adını sayıkladım, adın ile uyandım
Postacıyla geleni, mektubun adın sandım
Rüya mı bu hayâl mi, aldandım yine yine
Öyle hasretim ki can, o sıcacık sevgine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!