Yani bu rüzgâr dinecek bir gün öyle mi?
İşitemeyecek mi uğultuları bu kulaklar?
Bir de zerrelerine ayrılacak bedenim öyle mi?
Kahretsin ulan! Şimdi zamanı mıydı gitmenin?
Yani kapanacak artık o eski defterler,
Sesleriniz geliyor uzaklardan.
Siz bu dünyanın yerlileri,
hem barbarım ben hem ilk insan.
Ruhumun kirli denizinde
yaşlı ve mendebur insan kalıntıları.
Nasıl olunuyorsa bir başına ve yalnız
Ey gozleri ucurum boylarindan bakan guzellik,
sana sirti kamcili bir yaban kopegi gibi baglandim.
Kizagimda gavur olusu bir sevda
Ne elimde bir adres
ne alicisindan bir haber.
Tasirim tasirim bitmez yolculuk
Gül donunda boy vermişti bir zaman,
Topuklarımda çürüyen diken kökleri.
Sen, hangi bahçenin yabanısın böyle?
Tenin zehirli, yurdun bataklık…
Sen ey güneş gülü, Venüs kapanı!
Kış sevdalısı, ayaz aşığı…
Sevgilim!
Ellerim kaniyor,
yuregim kesik kesik.
Ben, hicbir zaman goremedim,
yaralarinin uzerindeki cam kırıklarını!
Ne zaman dokunmaya kalksam
Elestü' den beri ben bu dünyada
Beşiğimde öbek öbek kan gördüm
Ninnilerden uzak pis bir deryada
Nice ezan sesi nice çan gördüm
Ne bitmez gaflettir uyu da uyu
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde
çok eski zamanlarda...
Neyse iste biliyorsun gerisini.
Masallar, kahramanını mutlu etmek için
yazılır.
Gerçek hayatta gerçekler vardır yalnız,
Ayağımda çarık elimde asa,
Gezerim âlemi günler içinde.
Silinmiş gönlümden dert ile tasa;
Muhabbet eylerim canlar içinde.
Ne faniler gördüm ölüden farksız,
Deli saçması bu aşk, bu umut, bu inanış!
Bunca kaygı, bunca sanrı, bunca tasa, bu yaşam,
bu kıçı kırık akşam...
Deli saçması aşkın altında yatan arzu,
heves, cinsellik…
Zevklerimiz deli saçması.
Güçlü olmayı isteyen ben değildim.
Aksine, rüzgâr çok sert esiyordu,
Direndim.
Ben inancı rehber eyler idim kendime.
Temizlik imandandır dedim yol sürdüm,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!