GÜNAH ŞİİRLERİ

GÜNAH ŞİİRLERİ

Halil Çolak

Kâfirleri dost etmeyin diyor ulu yüce olan yaratan
Dinler arası diyalog diyerek olmuşsunuz şarlatan
Hangi ayette diyor dost olun kâfirle büyük yaratan
Büyük günah işler Allah’a şirk koşup ona iftira atan


Halil ÇOLAK 24.01.2010
..

Devamını Oku
Şadan Yenişafak

Aşklar bile tutuştu Gönül Hularla yandı.
Sana gelen bu yolda Günah Nurlarla yandı

Bilirsin ya ilahi içimdeki yangını
Senden gelen lütuftu her ne gelmişse bana

Dağlar bile erirdi bu yanan kor ateşe
..

Devamını Oku
Süleyman Yavaş

Şimdi seni sevmediğimi söylesem
Solumdaki melekler kaç günah yazar bana
Ve sen hâlâ seviyorum desen
Söyle sevgili
Aşk hakkını helâl eder mi sana
..

Devamını Oku
Esma Arcan

Bir aşkım,
Ve...
Alabildiğine günahım oldu.
Oysa ben,
Bir günah olmak istedim
Bütün ömrümde...
..

Devamını Oku
Fatih Kuyucu

El elden alırmış desteği
Su yolunda kır testiği
Sen sağla şu dengeyi
Günah mı sevap mı
Neye terfi?
..

Devamını Oku
Kenan Ertürk

SEN AF EYLE

Sana sığınırım ALLAH 'hım
Zalimlerin zulmün den
Eksik etme rahmetini
Nasip eyle cennetini

..

Devamını Oku
Ahmet Aksoy

tanrısını yitirmiş çocuk doğası
.ürkek kurt gözlerinde kaygı
eriyen buz kütlesi içinde günah
cenin düşünce rahme
...çığlık yükselir göğe doğru
..

Devamını Oku
Sinan Karakaş

Zerre hayır işleyen, hayır bulur YA RABBİ,
Şerden uzaklara at, ne olursun bu kalbi,
Biliyorum her derdin, yalnız sensin tabibi,
Sevdiğin kullarınla, bizi de haşret Allah,
Bizden uzak durmalı, şeytanın yolu günah.
..

Devamını Oku
İsmail Haki Şimşek

İster fani ol, ister baki kal
Karanlık dünyamı aydınlat bir sen
Belki diriliş vardır evvelden

Günah değil elbet
Dönebilmen...
..

Devamını Oku
Osman Demircan

İyilik yapan iyilik bulur, sözü şimdi hiçbir iyilik cezasız kalmaz olmuş. Aslan yaşadığı yerden belli olur, demişler. İşte biz de boğulma tehlikesi geçiren bir genci kurtarmak için denize atlayan kızın, üzerine yapışan elbiselerinden dolayı hatları ortaya çıktığı için günah işleyip işlemediğini tartışan bir yerde yaşıyoruz. Bunu tartışırken de aslanlar gibi kükrüyoruz. Birbirimizi yiyoruz. Hatta daha da kanlı tartışmalara giriyoruz. Türbanlı bir kız imdat çığlıklarına kulaklarını kapatmalı mı, yoksa saçım açılırsa açılsın deyip suya atlamalı mı? sorusuna cevaplar bulmaya çalışıyoruz. Bütün ulemayı çağırıp inancım her şeyden önemlidir diyenlere onay vermemesini bekliyoruz. Sürekli boyun eğmiş ve tam bir itaat kültürü içinde yetişmiş bir insan, acaba başını sağa sola sallayarak onaylamayıcı bir hareket gösterebilir mi diye birbirimize bakıyoruz. Bu ülkede niçin denize kızlar atlasın ki diyenler çıkabiliyor. Ortalık onca erkek kaynıyorken, erkeklerimiz de yiğit ve aslan parçası iken, kızlar oturdukları yerde otursunlar diyenlere: Aslan yattığı yerden belli olur, işte böyle bir yerde yaşıyoruz. Kızlar denize girip kimseyi kurtarmasınlar, çünkü elbiseleri ıslandığında çıplak gibi gözüküyorlar deyip sahilde bekliyorlarken kızların paralarını, telefonlarını çalmaktan ve kızları soyup soğana çevirmekten geri durmuyorlar. Bu ülke aslanlar ülkesi olmaya devam ediyor. Aslanlar gibi hırsızlık yapıp, krallar gibi bu ülkede yaşayanlar, her yerde kükremeye devam ediyor. Ceylan gözlüler ise, bu ülkede kan ağlamaya devam ediyor. Aslanların yattığı bir yer ise ülkem, krallıkların ve saltanatların ve acımasızlıkların can almaya devam ettiği bir yerdir aynı zamanda demek geliyor içimden. Aslanlar yattığı yerden belli oluyorsa, ülkem pislik kokuyor, bunu kimse görmüyor. Aslanlar ülkemi temizlemiyor, tam tersine pisliklere, kötülüğe hamilik yapıyorlar. Kükreyenler adalet ve insanlık adına kükremiyorlar. Bir yıldırma, bir sindirme adına geziyorlar ülkemde. Ülkem çiçekler gibi kokuyorken, kadınlar ise kelebeğe benziyorken mulutluluk tohumları topraklarda umutları yeşertiyor olacaktır, bunu hepimiz biliyoruz. Çünkü, ülkem kadını kelebektir. Kader ağlarını ördüğünde genelde örümceğin eline düşüyorlar. Onu örümcek ağından kurtaranlar, sevgili ve eş olarak karşılarına çıkıyorlar. Ellerinde örümcek ısırığı olmayanlar, asla sevgili ve eş olamıyorlar. Bu yüzden bu ülkede el el vermek isteyenler, avuç içlerine baksınlar, orada ne görüyorlarsa ona göre denize kimin atlayacağına da karar versinler.
..

Devamını Oku
Bahattin Tonbul

Benim sevdiğimi, sevenler duysun
Sevmek günah değil hakikat olsun
Göğsünde ateşe bir hedef koysun
Vurulan yüreği hapsetsin sana
Bahattin Tonbul
16.9.2012
..

Devamını Oku
Ali Aydın

Gözlerindeki suskunluktan belliydi,
Günah şehirlerinde koparacağın kıyamet.
Bir gün, yüreğinde nasır tutan öfkenin,
Yanardağları titretip Pompei’yi yutacağını,
Onca ihanetin darağacına asılacağını kim bilebilirdi ki?

05.04.2004
..

Devamını Oku
Kaptan Ekinox

Bilsem ki günah değil
Mil çekerdim gözlerime
Zaten bendeki görüntün
Artık bakılacak gibi değil

Olmadı yüreğimi dağlardım
Harlı bir ateşin kızıl közünde
..

Devamını Oku
Sinan Tekdir

Kimse istemez günahı bilinsin.
Müslüman ülkesinde salyangozda satılır.
Ne satan sattım der ne de alan aldım
Alanla satan arasında bir sır olarak kalır.

Cehennemden korktuğundan
Ya da Allah sevgisinden saklamaz insan günahlarını
..

Devamını Oku
Ali Gözütok

Kim demiş sevmek bir suç, sevişmek büyük günah,
Çekmektense her gün ah, bu günahı işlerim,
Sevgi sevda bir lutuf, kim derse desin günah,
Çekmektense her gün ah, bu günahı işlerim.

Sevgi saygı aşk da var, insanın mayasında,
Mutluluk istiyorsan, ara gönül tasında,
..

Devamını Oku
Önder Öztürk

Kahrın dilencisiyim ben.
Erken ölmeliydim belkide.
Vücudum yaralar içindeyken her dem.
Aşkına divane bir mabed kurdum.

Cahilim, her anım bir günah.
Kim söylemiş keyfim sefa.
..

Devamını Oku
İbrahim Faik Bayav

Bir mübarek gün gelmiş, nefisler körlenmiyor.
Sevap dikilse gönle, can bulup köklenmiyor.
Arınalım deniyor, bulaşan her günahtan!
Dinleyenler merakta; günah ne, söylenmiyor.

(31 Mart 2007)
..

Devamını Oku
Zall Barlin

Rüzgar esse sürüklenecek, ıslansa çözülecek, hafif yansa kül olacak ama,
istenilen şekillerde katlanabilir özellikte olan kağıttan yapılmış ve kolajlanmış ve dolayısıyla kaderi kiralık olarak belirlenmiş...tek/ tüm bildiği yaşam pozisyonu misyoner olan bir yerdesin...
Yani sıkıcı, yani seni pasifize eden, küflenmiş; o yere sırt üstü uzanan cenin yaratma eylemindesin...
Özcesi; benden, okunsa günah işlenecek bir duaya, amin dememi istiyorsun...
Na amin!
..

Devamını Oku
İzzet Kocadağ

Günah diyorlar seni, elken bile sevmeme,
Söylesinler kem gözle bakmışım bir gün kime?
Benimki karasevda, müzmin gönül yarası,
Devası yok neyleyim, git sor Lokman Hekim’e!

13 Nisan 1989 – Perşembe / Ankara
..

Devamını Oku
Hikmetullah Yetkin

Oysaki hayallerimizi demliğe doldurup, kaynamasını sabırla bekliyoruz. Çaydanlıkta oluşan kireçlenmeleri aldırış etmeden, demin su ile birleşmesi için imkânsız dualar ediyoruz. Dejenere olan hayallerin gerçek olması için, tüpü kısık bir noktada bırakıyoruz. Her suyun cızırtı sesinde akan gözyaşlarımızı ve elimizde yan dostumuz olan katilimiz ile o hayalleri beynimizde tasarlıyoruz... Bir yılbaşının üçüncü gecesiydi. Sokak yalnız, insanlar durgundu. Tepeden tırnağa süslenmiş taksim istiklali… Üst üste dizilmiş harabe kenti unutup o gizemli dünyaya boğulup giderken, her hanede ay bir kadeh ayrı bir umut yıldızının yatmasını, zifiri karanlıkta dumanın görünümüyle hayallerimizi süsleyen o gece... Tatlı ve günahsız gözlerle yanıltılmış bir kızın, uyuşturucu bağımlısı gibi sana bağlanmasıyla başlıyor umutsuz gece… İlk ağrı, ilk söz ve ilk hıçkırıkla başlıyor gece fısıltıları… Nefes nefese kalan o gecenin hatırı… Sokakta unutulmuş bir kızın hikâyesini dinlemenle anılıyor o gece… Umutsuzca demini almasını istediğin hayallerini bir nebzede yokuşlara bırakıp adımlara mahkûm kalmanla başlıyor… Günahsız sandığın o şeytanlı gecede, duygusal noktalar beynine beyni ne işlerken, sen lal ve kör gözlerinle yoluna devam etmeye çalışman... Bir yudum günahın bir ömrün dirhemi olacağını düşünmeden, kendi kendine hayal kurup demde olan çayını izlemeye koyulmaya başlıyorsun. Siyah saçlı, topuklarının üstünde dar pantolon, siyah desenli kaban ve namahrem gözlerine dalıyorsun. Güzellik meleği sanki mor gecelerde kıyılara vuran dalga gibi dalıyorsun ona… Sevmek, süslü saltanattan oluşmuş padişahın cariyeleri değil ki ha bire yozlaşmış olsunlar. Sevmek, günahla başlayıp günahsızlığa ağlamak olduğunu fark etmendir. İşte her şey yılbaşın üçüncü gecesinde başladı. Günahların hat safhada olduğunu, aşkın beden olduğunu, zinayı saltanat olarak görmen ile başlıyor. Demlenen çayını bardağa doldurup, buruşmuş ellerin ile bardağa doğru götürüyorsun. Aniden karanlık çöküyor… Çığlık sesleri binanın derinliklerinden geliyor sana… Elindeki kalemi ters çevirip, uzun süre kalan mazi tahtasına tak tak diye vurmanla başlıyor... Gizemli sesin gelmemesi için hazırladığın hayalleri yudumlamanla başlıyor... Suyun o kadar sıcak olmasına rağmen tek yudumda bardağın içindeki hayalleri içine yudumlamanla başlıyor... Hayallerinle yüzleşmemek için sarım saklanırken, suspus olan gizemli gözlerin aynanın arkasında bir yer kaplıyor. Yağmurun saltanatında dirhem olan gözyaşlarınla noktayı koyuyorsun. Arada sırada maziye dalıyorsun, mazideki dehşet ve inanılması zor olan yokluğu umudu ve beklenti içinde boğuşmaya başlıyorsun. Her acıda bir günah, her umut da bir hüzün, her beklemekte bir zafer istiyorsun. Gidenlerin geri gelmeyeceklerini ve bir daha onların sadece sayfalar arasında veya hayal deminde bıraktığını anlıyorsun. Oysaki bugün ayın üçü…(Yazı türünden yazılmıştır.)
..

Devamını Oku