Akşamın alacasında bir yer,
Bir demir parmaklık gibi soğuk,
Bir yürek yangını gibi sıcak...
Gün batımı, sen ne garip sevgilisin.
Her akşam biraz daha soluyor yüzün,
Her akşam biraz daha ağırlaşıyor uzattığın elin.
Oysa seni bekleyen bir körfez var;
Koynunda martılar büyüten,
Seni bir liman gibi içine çeken.
Bir sevdaya benzetmek istiyorum seni;
Çocukların uyumadığı,
Radyolardan türkülerin düşmediği,
Bir ceviz ağacının gölgesinde,
Yıllanmış şarap tadında.
Dökülüyorsun yamaçlardan aheste aheste;
Bir veda mektubu gibi buruş buruş,
Bir ilk öpücük gibi dağılmış saçların,
Rüzgârın en yalnız yerinde...
Bir aşka benzetmek istiyorum seni;
Kül rengi bulutların ardında,
Hâlâ yanan bir kibrit çöpü,
Ateşi dudaklarında taşıyan
Ve her gece biraz daha alçalan
Bir gökyüzü kurşunu.
Ne dersen de, gün batımı,
Sen bir kerecik batan,
Ama her sabah yeniden doğan,
O ilk heyecan,
O mahcup kan,
O kızıla çalan,
Kendine kıyan aşksın.
Bana her akşam ölmesini öğreten
Ve her sabah yeniden dirilmemi söyleyen;
Bir sahil kasabasında kanatlı atlar,
Bir vapur düdüğünde saklı hüzün,
Bir çınar yaprağının düşerken çıkardığı
En insan sesi...
İşte bu yüzden,
Gün batımı,
Seni seviyorum.
Her zamankinden biraz daha yorgunum,
Her zamankinden biraz daha kan revan...
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 08:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!