📜 Tescil Bilgileri:
Eser Adı: Gülfem
Kayıt / Eser No: 574
Şair / Söz Yazarı: Muharrem Ayrancı
Eser Türü: Şiir / Türk Halk Müziği (Soft / Akustik Bağlama & Ney Altyapılı)
Sırma saçın dalga dalga dökülür,
O gülüşün gören kalbi sökülür.
Uzaklara bakar gözün, süzülür,
Gülfem senin sevdan bende can bulur.
O ipek saçların dokunur cana,
Gülüşün huzurdur, sığınak bana.
Dünya bir yana ya, sen bir yana,
Kalbinden kalbime akan bir su gibi yar...
"Dün gece bir rüya gördüm Gülfem...
Gözlerin yine böyle uzaklara, bana bakıyordu.
Uzatıp o narin ellerini, bir bardak su verdin bana.
Senin elinden içtiğim o bir bardak su,
Yanan yüreğime damla damla döküldü, can oldu...
Kaderimde sen varsan eğer,
Bil ki artık hiçbir engel duramaz önümüzde."
Bir resmine baktım, daldım o derinlere,
Sevdanın ateşiyle, yandım sönmeyen narda.
Sözlerin sanki bir ezgi, fısıldar derinde,
Umutla beklerim, geleceksin bir daha.
Gülfem dersen, sevgimiz sonsuza dek sürecek,
Bu hasret, elbet bir gün, kavuşmamıza erecek.
Kayıt Tarihi : 30.06.2026 10:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
574 Kayıt No'lu "Gülfem" Eserinin Doğuş Hikayesi Gurbet, Rüya ve Sadakat Bu eser, salt bir kurgudan ibaret olmayıp, tamamen yaşanmış, duygu yüklü ve bedel ödenmiş gerçek bir aşk hikayesinin bağlamanın tellerine dökülmüş halidir. Hikaye, Almanya'da yaşayan genç ve naif bir ruh olan Gülfem'in, radyoculuk ve sanat hayatında derin izler bırakmış Muharrem Ayrancı’nın sesine, duruşuna ve kaleme aldığı eserlere hayran kalarak onun dünyasına adımıyla başlar. Gülfem, hayatın tüm zorluklarına rağmen içindeki sevgiyi korumayı başarmış, tıp dünyasının sınırlarında yapay bir kalple yaşama tutunmaya çalışan narin bir genç kızdır. Muharrem Ayrancı’nın 50 yıllık ömründeki acıları, gözlerindeki suskunluğu ve kırgınlıkları kalbinin derinliklerinde hisseden Gülfem, ona yazdığı mektuplarla bu yalnızlığa ve hüzne ortak olmak ister. Ancak bu saf ve temiz sevgi, Almanya'daki ailesi ve abisi tarafından sert bir tepkiyle karşılanır. Yaşanan büyük bir tartışmanın ardından abisi tarafından Kıbrıs'a, üniversite eğitimini tamamlaması için adeta sürgüne gönderilir. "Yaş farkı önemli değil, ben seni seviyorum... Zaten yapay kalple yaşıyorum, kimin ne kadar yaşayacağı belli değil. Bari geri kalan ömrümü sevdiğim adamla geçireyim, ömrüm sevdiğim adamın yanında tükensin..." Uçakta, bulutların üzerinde gurbete doğru yol alırken kalbindeki bu feryadı dile getiren Gülfem, sevdasının arkasında ne pahasına olursa olsun duracağını kanıtlar. Tam o esnada, Muharrem Ayrancı'nın gördüğü berrak bir rüya, bu sevdanın kader çizgisine adeta bir mühür vurur: Rüyasında Gülfem, o narin elleriyle Muharrem Bey’e bir bardak su uzatmakta, yanan yüreğine ferahlık olmaktadır. Bu rüya, aralarındaki tüm mesafeleri ve engelleri yok edecek o ruhsal bağın en büyük kanıtıdır. Gülfem’in uzaklara bakan, gür kıvırcık saçlarıyla zarafet saçan o asil fotoğrafı bu duygularla birleştiğinde; Muharrem Ayrancı kalemi eline alır. Şelpe bağlamanın yumuşak dokunuşları ve neyin dertli nefesiyle harmanlanan 78 BPM tempolu bu soft ballad eser, gurbete, sadakate ve her şeye rağmen atan o güzel yapay kalbe ithafen 574 tescil numarasıyla ölümsüzleşir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!