Küçük kız,ninesinde uzun bir süre kaldıktan sonra,memleketine dönmek için hazırlanmaya koyuldu.Ayrılırken kapıda ninesine 'hoşçakal ninecim,kendine çok iyi bak' dedi.Ninesi hafif nemli gözleriyle 'bye bye yavrum' dedi ve istemeden o duygulu ve duru yüreğiyle torununa kocaman bir iz bıraktı ayrılmanın üzüntüsü haricinde,farkında değildi.Acaba bu cümleleri okurken kaçımız farkettik,asıl izin ayrılık değil de,ayrılırken kullanılan kelimeler olduğunu...
Yapma be ninecim,sen ki eski topraksın,sen ki bu toprakların en temiz kokulu havalarını solumuşsun,soluğuna neden yabancı solukları karıştırıyorsun.Biz şimdi o küçük kıza nasıl feryad edelim? Bizim mis gibi tarih kokulu güle gülemiz varken,neden 'bye bye'?
Bir dilim var benim birliği anlatan,
Nağmeleriyle bin asrı hatırlatan
Bir dilim var ki benim,tek cümlesinin altında binlerce kitap yatan...
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta