Tek bir pencerede, buğulu cama yazılı adın kaldı, nefeste...
Tek kurşun kalemde, silinmeye mahkum ettin kendini...
Yaşanmadan bitti, bittim, bittin...
Gidermiydim hiç!
Bırakırmıydım seni öksüz.
Bilemedim!
Hep başkaları var sandım,
Akıyordun cepe çevre,
Çoktu seni sarmalayan kuşatan,
Buz gibi yel ağaçların dallarını
Yeni açan badem çiçeklerini çimleri
Sağa sola Savurken,
Sertliğini inadına yüzüme vurup
Titretiyor içimi…
Seni gören gözlerimin kilitler altında
Esir olan dilimin lal olup
Dile gelmeyişine…
Bakışlarının altında ezilen,
Kırık kalbimin,
Sus; gözpınarlarım, o seni kurumaya mahkum etti! ...
Sus dilim, kalemim o seni hileye buladı…
Sus umudum, o seni taşıyamadı,
Dize dize notalarda taksim yapan,
Bir makamdı sanki yaşadıklarım.
Her haykırışta duyulan do sesi,
Ruhumu dalar geçer acılarım…
Doldurur gönlüme notaların dizilişi,
Acı bir buhranla, gece üstüme çöktü,
Gündüzüm ihtirasla, cemaline vurdu
Humma denizinde yüreğim, aşka düştü
Teskin olmadı gönlüm, yarin izine düştü…
Dün gece seller aktı yüreğime
Oluk oluk başımdan ayağıma
Hıçkırıklar düğümlendi boğazımda
Ellerim yüzümün arasında kalakaldım öylece
İçimi talan eden bir yağmurdu
Yıkadı geçti ruhumu...
Gece kapatır yüzünü gündüze,
Güneşi saklar arka yanına,
Ne kadar ışıldasa da yıldız ve ay,
Su bile uyur, uyumaz olur yüreğim..
Dağları bile ağaçlar kuşatır
Ak bulutlara değmiş mabedin..
Sarmış sarmalamış kucaklamış,
Yeniden her kış gibi boyamış al beyaza…
Parlıyor yamaçların safran sarısı arasında
Mutlusun yüzün güleç,
Nazlısın kuşatmış sevdalın…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!