Ellerinle açtığın her kapıdan gece sızar,
Gövdem bir harabe; sen, kalbimdeki sırça saray.
Çıplak ayak seslerin, karanlıkta bir ney olur,
Bedeni saran şal, ruha açılan bir yar olur.
Nar tanem, ah! Seninle her dokunuş bir dua,
Dudağın kenarında kaybolan bir “Hu” hecesi.
Bu zikir ki, iki ten arasında yanar durur,
Kutsal bir nehrin gizli yatağından çağlar durur.
Ben senin gölgende bir gülüm, sabah ere kadar
Kapanır, açılırım… Senin nefesinde bahar.
Rüzgâr alır her telimi, bir saz olur bedenim,
Çalınırken seninle, can cana verir cevherim.
Ölüm gibi yakınsın, aşk gibi derin ve sıcak,
Kayboldum çölünde… Sen hem vaha, hem de firak.
Bu yolculukta tenim, en sonunda bir toz olur,
Ama senin aynanda, bir “Enel-Hak” söz olur.
Yıldızlar dökülürken saçlarından sessizce,
Gecenin koynunda bir “Lâ mevcûde illâ Hû”…
Biz ki iki su damlasıyız aynı ummanda,
Bir olur, erir, coşar; bu, işte zarif tutkunun sonu.
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 19:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!