Gruplarınızı Görmek İçin Üye Girişi Yapın
KALIR SENDE
Kulakları çınlatan gök gürültülü fırtınanın
Ciğerlerine düşen soğuğu ısmarladın sanki
Getirir gecenin ayazı adrese teslim şaşmaz
Hane hane ayrısız gayrısız postacı gibi
Yoktur ki tek kapısı,gelir gümbür gümbür
Pervaz aralığı tahtaların kenar boşluğu
Budağın terk ettiği Yuvanın smetrik deliği
Sızar dökülen yerlerinden çamur sıvanın
Kar etmez ocağın gürleyen harlı ateşi
Bir yanın ekvator sıcağı bir yanın Sibirya
Deliğe Sıkıştırılan paçavra keser fırtınayı
Güneş düşmüş gibi olur asırlık kiremitliğe
Oysa önü kesilen tek bir giriştir ancak
Soğuk aynı soğuk bırakmaz yakanızı
Badavra hatıl pasak yanık dışar ayak yolu
Tanığıdır yoldaşlığının ellerindeki çatlak
Düşünmek bedava nasılsa kemirir zihnini
Kapandıysa çıkış yolları yoktur ki bedeli
Tümsek olmaz hiç bir gediğe eksiğe
Durur olmayan her şey yerli yerinde yine
Hazırdır yerin altında bekleyen kömür
Eşelesen bir güler ki yüzüne,karaelmasım
Toprak verir emeğin karşılığı yeterki işle
Nankör değildir olmadı hiç bir zaman biline
Hazırdır beden gücü zihin gücü bilek gücü
Harekete geçmez buluşmaz işçi ve iş gücü
Bekler yerinde maden Cevher demir çelik
Toprağa atılmamış tohum sayatta kağnı
Pulluğa koşulmayan manda, bekleyen tarla
Çözülmeyen formül yapılmayan deney
Biter takat her kesde açlık yoksulluk küslük
Fakirliği kim koymuş cebimize
Nefes aldırır belki elden gelen öğün
Öyle mi demiş ulular koşmayın kara sabanı
Bulup buluştururup koyarız sofranıza aşı
Oysa bekliyor onca bakir iş aş kapısı
Yer kalmamış kahkahalara bu yerlerde
Mirası bırakılırken babadan oğula toruna
Hep ağıt kokar dere tepe dağ
Rüzgar acı taşır nesilden nesile yüreklere
Miladi geçmiş hükümsüz gülüşlere
Yuvarlanıp doğmadan çiçek açmaz yüreğine
Kaç Sevda yaşar böyle hüküm verilmeden
DemirParmakların gerisinde senelerce
Muharrem Akman
5/Kasım/2021 /Zonguldak