MAVERA-Sufi Muhabbet Mesaj Detayi Antoloji.com

Gönderen: Adem Kılıç
Alan:   Grup:MAVERA-Sufi Muhabbet
Tarih: 05.05.2012 00:42
Konu: Yn: Yn: [mavera-sufi-muh..]

Ergenekonun kökü nerelerde?
Azîz kardeşlerim,

Ecnebî parmağıyla idâre edilen zındıka komiteleri, İslâmiyeti imhâ için, İslâm memleketlerinde, bilhassa Türkiye'de öyle desîselerle entrikalar çevirmişler, hâince dolaplar döndürmüşler, hunharâne ve vahşiyâne zulümler irtikâb ve şeytânî ve menfur plânlar tatbik etmişler ve iğfalâtta bulunmuşlar; iblisâne, sinsi metodlar tâkip etmişler ve kardeşi kardeşle çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar, fitne ve fesad ve tefrika tohumları saçmışlardır ki; bunlar İslâmın bünyesinde derin rahneler açmış ve büyük tahribâtlar yapmıştır.

Fakat, o musîbetler, Cenâb-ı Hakkın imdâdı ile tahrik ve istihdam olunan Bediüzzaman Said Nursî gibi ihlâs-ı tâmmı kazanmış olan bir zât vâsıtasıyla, rahmet-i İlâhî ile mededres ve şifâresân ve cihanpesend ve cihanşümûl bir mahiyeti hâiz Risâle-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur. Ve aynı zamanda, Müslümanları uyandırmış; onları halâs, kurtuluş çarelerini aramaya sevk etmiştir. Ebedî âhiret hayatlarını kurtarmak için, hakiki İmân derslerini almak ve Allah'a ilticâ ve emirlerine itaat etmek ihtiyacını şiddetle hissettirmiş ve bu husustaki gaflet ve kusurâtı; o musîbetlerin ihtar ettiğini idrâk ettirmiştir. Zâten, insanların, mü'minlerin başına gelen belâ ve musîbetlerin hikmeti budur.

Evet, o ecnebîlerin canavarlar gibi yaptıkları muâmele ve zulümler, İslâm dünyasında, hürriyet ve istiklâl ve ittihâd-ı İslâm cereyânını da hızlandırmıştır. Nihayet, müstakil İslâm devletlerinin teşkilini intâc etmiştir. İnşaallahü Teâlâ, cemâhir-i müttefıka-i İslâmiye de meydana gelecek ve İslâmiyet dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır. Rahmet-i İlâhîden kuvvetle ümit ve niyaz ediyoruz.

İşte, Risâle-i Nur müellifi Bediüzzaman Said Nursî, öyle bir mücâhid-i İslâmdır ki, ve telifâtı Risâle-i Nur öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki, din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış, mezkûr muzır ve habîs faaliyetlerini akâmete dûçâr ve dinsizlik esaslarının temel taşlarını, param parça etmiş ve köküyle kesmiştir. Ve İslâmî ve imânî fütûhâtı, perde altında kalbden kalbe inkişaf ettirmiş ve Kur'ân-ı Azîmüşşânın hâkimiyet-i mutlakasına zemin ihzar etmiştir.
Sözler/Konferans

Lügatçe:
zındıka komiteleri: Kur'an ve islamı ortadan kaldırmak için çalışan ve ecnebi parmağıyla idare olunan örgütler-hunharâne: Kan içercesine. Çok zâlimce. Öldürerek-menfur: Nefret edilen-iğfalât: Kandırmalar, aldatmalar-rahne: yara-mededres: Yardımcı, yardım eden-şifâresân: Şifa veren, şifa getiren-cihanpesend: Cihana meydan okurcasına-cihanşümûl: Dünya çapında, dünyayı kaplayan-cemâhir-i müttefıka-i İslâmiye: Birleşik İslâm Cumhuriyetleri.
Adetini ibadete çevirmek istersen Sünnet'e ittibe et!
Ey nefis! Az bir ömürde hadsiz bir amel-i uhrevî istersen ve herbir dakika-i ömrünü bir ömür kadar faydalı görmek istersen ve âdetini ibâdete ve gafletini huzura kalbetmeyi seversen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ et. Çünkü, bir muâmele-i şer'iyeye tatbik-i amel ettiğin vakit, bir nevi huzur veriyor, bir nevi ibâdet oluyor, uhrevî çok meyveler veriyor. Meselâ, birşeyi satın aldın; icâb ve kabul-ü şer'iyeyi tatbik ettiğin dakikada, o âdi alış verişin bir ibâdet hükmünü alır. O tahattur-u hükm-ü şer'î, bir tasavvur-u vahiy verir; o dahi, şârii düşünmekle bir teveccüh-ü İlâhî verir; o dahi, bir huzur verir. Demek, Sünnet-i Seniyyeye tatbik-i amel etmekle, bu fânî ömür bâkî meyveler verecek bir hayat-ı ebediyeye medâr olacak olan faydalar elde edilir.
('Siz de hem Allah'a, hem de Ona ve Onun bütün sözlerine İmân eden o ümmî Peygambere, resûlüne İmân edin ve o Peygambere uyun ki, doğru yolu bulmuş olasınız.' A'râf Sûresi: 158.)

fermanını dinle; Şeriat ve Sünnet-i Seniyyenin ahkâmları içinde cilveleri intişâr eden Esmâ-i Hüsnânın herbir isminin feyz-i tecellîsine bir mazhar-ı câmi' olmaya çalış.

Lügatçe;
amel-i uhrevî: Âhirete âit iş, neticesi âhirette görülecek olan davranış-huzur: Allah`ın her an yanında olduğunu ve herşeyi bildiğini hissetme ve yaşama hâli-muâmele-i şer'iye: dinle ilgili davranış-tatbik-i amel: işin uygulaması-icâb ve kabul-ü şer'iye: Bir alışverişte mal sahibinin teklifi ve malı alanın kabulünün dine uygun olması; (bir alışverişte mal sahibinin teklifine 'îcab', müşterinin söylediği söze de 'kabul' denir) -tahattur-u hükm-ü şer'î: Dinî hükmün hatırlanması-tasavvur-u vahiy: Vahyi düşünmek, yaptığı şeklin Kur'an vasıtasıyla Allah'ın emri olduğunu hatırına getirmek-şâri: Kanun koyucu. Şeriatı kuran-teveccüh-ü İlâhî: Allah`ın teveccühü ve ilgisi-feyz-i tecellî: Allah'ın esmasının tecelli etmesinin feyiz ve bereketi-mazhar-ı câmi': Allah`ın birçok isminin tecellî ettiği yer.